Selim, artık bir kişi değildi, bir birey değildi. O kimliksiz bir Homo sapiens, adsız, geçmişsiz, geleceksiz bir varlıktı, bir numaraydı. “Ben” kavramı üzerine onca yıl kafa yormuş, varoluşun ne anlama geldiğini anlamaya çalışmış, kendini bulmaya çabalamıştı; ama şimdi “ben” yok olmuştu.
Kalp, sadece kan pompayalan bir kas değil; eski Mısırlılar haklıydı; o, ruhun bir parçası, korkunun ilk başladığı yer. Kötü bir şey olacağı hissi düşünceden önce geliyor; beyin korkuyu kelimelere dökmeden kalp çoktan etkilenmeye başlamış.