Fatmanur

Fatmanur
@fatmanurr_e_
Me and my books are happy in our world.
İlk Aşk, Sheena Wilkinson
6/10
·336 syf.··
2025 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2025 00:00
Bu kitabı okurken aslında kocaman, derin bir aşk hikâyesi beklemiyordum ama sayfalar ilerledikçe kendimi Esther ve Luke’un hayatlarının içine çekilmiş buldum. Wilkinson, aşkı pembe bir peri masalı gibi sunmuyor; tam tersine, gençliğin kırılganlığını, yalnızlığını ve güven arayışını çok gerçekçi anlatıyor. Luke’un epilepsiyle mücadelesi, sürekli taşındığı evler, ait olamama duygusu… Esther’in ise hassas kalbi, çevresine karşı iyi olma çabası ama kendi içinde duyduğu kırılganlık… İkisinin yollarının kesişmesi aslında çok basit bir olayla başlıyor, ama bu küçük temasın iki genç insanın hayatında ne kadar büyük bir değişime yol açabileceğini görüyorsunuz. En çok sevdiğim şeylerden biri, kitabın “fazla dramatik olmamasıydı.” Çoğu gençlik romanında ya çok abartılı aşk sahneleri olur ya da klişelerle doludur. Burada öyle değil; daha doğal, daha samimi bir anlatım vardı. Sanki yan sıramdaki arkadaşımın hikâyesini dinliyormuşum gibi geldi. Ama şunu da söylemeliyim: Kitap çok derin psikolojik çözümlemeler sunmuyor, bazen çerezlik bir gençlik filmi izliyormuşsunuz hissi veriyor. Yine de tam da bu yüzden okuması kolay, akıcı ve sizi hiç yormayan bir roman olmuş. Alıntılar arasında en çok şunu sevdim: “Şüpheye düştüğüm zamanlar berbattı, sanki geniş bir patika sandığım bir yerin aslında uçurumun kenarındaki dar bir yol çıkması ve benim de oradan düşmem gibi berbat.” (s.195) Bu cümle bana, gençlikte her şeyin ne kadar uçurum kenarındaymış gibi hissettirdiğini hatırlattı. O küçücük sorunların bile kalbimizde kocaman dağlar gibi büyümesi… Sonuç olarak İlk Aşk, büyük beklentilerle değil ama biraz duygusal bir mola vermek istediğinizde, sizi gülümseten ve zaman zaman düşündüren tatlı bir roman.
İlk AşkSheena Wilkinson · Ren Kitap · 201839 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir Bilgenin Mutluluk Rehberi, Gelong Thubten
5/10
·208 syf.··
2024 1. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2024 00:00
Bu kitabı okurken en çok şaşırdığım şey, mutluluğun aslında ne kadar “yakın” olduğunu fark etmem oldu. Thubten, mutlu olmayı büyük hedeflere, zenginliğe ya da kusursuz koşullara bağlamıyor; onun yerine anda kalmayı, zihnimizi eğitmeyi ve bakış açımızı değiştirmeyi öğretiyor. Benim için en vurucu tarafı, mutluluğun aslında dışarıdan gelen bir şey değil, içeride “inşa edilen” bir alışkanlık olduğu fikriydi. Özellikle meditasyonu bir “kaçış” ya da sadece manastırlara özgü bir pratik olarak değil, gündelik hayatın içine yerleştirilebilecek çok basit bir yöntem gibi anlatması çok rahatlatıcıydı. Kitap boyunca şunu hissettim: Biz çoğu zaman “mutluluk” kelimesini erteleyerek yaşıyoruz. Üniversite bitince mutlu olacağım, işim olunca mutlu olacağım, ilişkide huzur bulunca mutlu olacağım… Oysa Thubten diyor ki, mutluluk aslında şu an, küçük şeylerde ve bakış açımızda gizli. Bu bana çok iyi geldi çünkü ben de genellikle gelecek planlarına odaklanıp anı yaşamayı unutan biriyim. Alıntılar arasında en çok aklımda kalanlardan biri şuydu: “Mutluluk bir sonuç değil, bir beceridir. Ve tıpkı kaslarımızı güçlendirdiğimiz gibi, mutluluk kaslarımızı da çalıştırabiliriz.” Bu cümle bana şunu düşündürdü: spor salonuna gidip kas çalışıyorsak, aslında zihnimizi de her gün küçük pratiklerle daha güçlü ve huzurlu kılabiliriz. Kitapta en sevdiğim şey, çok akademik ya da ağır olmamasıydı. Kendi hayat hikâyesinden örnekler vererek, yani bir keşişin de aslında sıradan sorunlardan geçtiğini anlatarak yazmış. Bu da öğütleri daha “ulaşılabilir” kılıyor.
Bir Bilgenin Mutluluk RehberiGelong Thubten · Güney Kitap Yayınlar · 202314 okunma