..bir diğer deyişle, sadece sporda değil, daha ciddi sonuçların yaşadığı diğer alanlarda da başarı mekanizmasını kolayca kontrol edebilirdik. Oysa edemiyoruz. Neden? Çünkü başarının bireysel üstünlüğün basit bir işlevi olduğuna ve hepimizin yetiştiği dünyanın ve toplum olarak yazdığımız kuralların hiçbir öneminin olmadığına ilişkin fikre yapışıp kalıyoruz.
Biyologlar sıklıkla bir organizmanın "ekoloji"sinden söz eder: Ormandaki en uzun meşe sadece en sert palamuttan yetiştiği için en uzun meşe olmamıştır; diğer ağaçlar onun aldığı güneş ışığını kesmediği, çevresindeki toprak derin ve zengin olduğu, fidanken hiçbir tavşan onun kabuğunu kemirmediği ve hiçbir oduncu onu vakti gelmeden kesmediği için de en uzun meşe o olmuştur. Başarılı insanların sağlam tohumlardan geldiğini hepimiz biliriz. Ancak onları ısıtan güneş ışığı, kök saldıkları toprak ve uzak kalabilecek kadar şanslı oldukları tavşanlar ve oduncular hakkında da yeterince bilgi sahibi miyiz?
Sevdiğim pek az kimse var, beğendiklerimse daha da az. Dünyayı daha iyi tanıdıkça hoşnutsuzluğum artıyor ve her geçen gün insan karakterinin kararsızlığına ve insanların görünüşlerine ne kadar az bel bağlanabileceğine olan inancımı doğruluyor.
Teknoloji genellikle tarafsız olarak tanımlanır fakat daha tutarlı bir tanım yapmak istiyorsak, teknolojiyi güç ve özgürlük diyebiliriz. Transhümanistler için teknoloji, evrende bir yolculuğa çıkmayı ve sonsuza kadar yaşamayı mümkün kılabilir. Anarko-primitivistler için ise teknoloji, kişileri baskı ve kontrol altında tutmak ve insanlıktan çıkarmak için kullanılan bir araçtır.