Fatma Yiğit Berber

Fatma Yiğit Berber
@fatmayigitberber
Yüreğimin Bilekleri Kitabının yazarı
Bir kabuk yanıyor gülümsemenin kadersizliğinden
acı çeken sislerin yüzümü örttüğü ülkeler hangi cebine s'akladın "sen kendine iyi bak" söylemlerini aynasız kürekler saplanıyor nabzı düşük saatlere süslenemiyor artık gelinler yarasına saygı duymayan oyunların içinde yaralar atıyor etlerini martılara sonra baktım ki düşleri kaçırıyor mülteci b'akışlar göremiyorum masumiyetini s'akladığın yüzünü gecenin içinde yırtılıyor kasaba bak öfkeyle gülümsüyor ekmeğine küskün felsefik yontular sokaklarına şiir girmeyen anonssuz sanrılar kimse duymadı çimlere uzanan yalnızlığın dinginliğini Fatma Yiğit Berber 🖋️
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
dram atölyesinin bol yağışlı keder işçileriyiz Fatma Yiğit Berber 🖋️
Edebiyat
Babamın Lehçesi
ellerin morunda çocuk öpüşü yerin karanlığını tekmeliyor salıncak çöküşü bir baba kapaklanıyor ceninden düşen dünyaya dünya arsız eziyor pencere önünde konaklayan çocukları ağdalı ağrı saplanıyor dağsız boşluklara gecenin kara perçemi büyütüyor hiçlik ekseninde dönen zamanı _Şiirlerin eteğine sakladım "baba" lehçeni dedim ve devam ettim mor oyalı saçlarımla simgesi bozuk yaşamaya kekeme kelimelerin göğsünü boyadım sardunyalar ektim tütünsüz solumalara dolunayı savurdum yokluğun kara geçmişine yüz bin kere adım atarken şiirin uçurumlarını arşınlandım ölü imgeleri sürdüm avuçlarına ben sana koşarken seninle konuşmayı unuttum baba yedi renkli dünya yaratıyorum doğum günlerinde hatırlayarak anıyorum yok oluşunu mum ışığında ellerini öpüyorum sonra hüzünleri savuran gözbebeklerini uyutuyorum sensiz yaşamayı çalmasın kalbimin kapısını olmayışının endişesi
Edebiyat
ruh sesin çağırır esmer tenli çocukları güneş ürpertirken ıslak sokakları kaldırım taşında oturan kadınlar dualaşır telleri kırılmış lirik maskelerin elleriyle kork'ar benzindeki kaynar sütunlar mühürler ağzını tarihin y'eleği dil ucuna yerleşemeyen suskular elenir yılışık sonelerin gümüş gerdanında yılgınsın Mehfam gölgene düşen kaktüs sadakati arp çalıyor sadakatsizliğinin kollarında sessiz ölüler dökülüyor gözlerinin şarabında neşterle kesiliyor aynadaki yüzün bir anne rüyasına saklıyor yaralarını yağmurlarla sulanıyor göğsüne yerleşen topraklar hiçbir çiçek yetişmiyor bataklığında Kalbin artık yuva olmuyor sütten kesilen çocuklara Fatma Yiğit Berber 🖋️
Edebiyat
emziği kayıp bebek gibi çığlığını diziyor gökyüzünün raflarına bir dilenci kuşlarda fukara bu baharda Fatma Yiğit Berber 🖋️
Edebiyat