Biz sahipsizdik sevgilim
Sahibini yitirmiş iki beden
Bir nefese nüfuz etmiş iki kronik yara
Yönü izi belli olmayan bir kervan
Duyulsun diye sesimiz kaç kere sustuk
Bağışlanmıştık defalarca
Unutulmuştu ömrümüz
Önce azat edilmiş birbirinden
Sonra salınmıştık sokaklara
Biçare aynı yönde farklı ufuklara koşan
İki müşteki iki sanık
Birbirine yemin etmiş iki tanık
İkimiz de kimsesizdik sevgilim
İçimizde ki masum çocuk gibi
Biz düşlerden yorulduk artık
Bazen nefret ediyor olmanın, bir insanı daha da tutsak haline getirdiğini düşünüyorum. Affedememek belki de hapishanede kalmak gibi bir şey. Affetmek, kırgınlığın, kızgınlığın, incinmişliğin tutsaklığından özgürlüğe çıkmaktır. İnsan önce kendini affetmeli, çünkü başkasına kızarken, haksızlığa uğradığında, mutsuz hissettiğinde aslında kendini de hapsediyor. Başkalarından nefret eden bir insanın kendinden nefret etmemesi mümkün değil. Mutsuzluğa, nefrete, çaresizliğe, sevmemeye, sevilmemeye tutsak oluyor. Affetmek aslında kaybettiğiniz gücü bir anlamda yeniden kazanmaktır. Affettiğinizde bir nefrete son verirsiniz ama hayatınızın daha sağlıklı ilk dönemi başlar. Geçmişten alacağınız dersi alın ve geçmişi öldürün çünkü geçmiş zaten ölüdür.