Gerçek dünya, ekran gibi görülüyor ve bununla birlikte insan davranışları ve sosyal normlar değişiyor. Görsel medyada sürekli olarak hazır sunulan ve hızlı değişen imgeler; düşünme yeteneğinde azalma, kısalmış dikkat süresi, hiperaktivite ve dürtüsellik gibi sorunlara yol açıyor. Ayrıca çocukların hayal gücü zayıflıyor ve medyanın kendilerine sunduğu imajlarla sınırlı kalıyor.
"Düğmeyi kapatın ve çocuklarınızı sunduğumuz zararlı etkilerden koruyun," diyorlar. Oysa ekran bize sadece evimizden değil, sokaktan, işyerinden, okuldan ve soluduğumuz havadan da nüfuz ediyor. Kültürel etkiler, gözle görülmeseler de yaygın ve güçlü.
Çocuklar ancak sığınacak bir evleri ve onları saracak bir ana kucağı varsa varlıklarını hisseder ve dünyadan bir şey isteyebilirler. Çocuğun tutacak bir el aradığı gibi, o el de hep tutacağı çocuğu arar. Hayat bir tamamlanma arzusudur.