İnsanlar tüketim ve alışverişe, kazanma ve harcamaya çok önem verir ve vakitlerinin çoğunu eşyayı ve onun parasal değerini düşünmeye ayırırlarsa bir süre sonra kişilere de nesne gibi davranmaya başlarlar.
Bazı araştırma sonuçlarına göre zenginliği, malı mülkü, statüyü ve imgeyi baş tacı eden insanlar kişilerarası ilişkilere ve ait oldukları topluma katkıda bulunmaya daha az önem veriyorlar.
Alışveriş merkezi ruhumuza pansuman yapar, çok şey vaat eder, her şeyi bir düş olarak sunar. Fakat orada merhametin tesellisi yoktur. Orada bir sükûnet, sessiz bir içe dönüş mekânı, bir düşünme adacığı bulamayız. Orada ibadethane veya kütüphane olmaz.