Fatoş Özcan

Hem tekrarlıyorum, görevimizin yapılmasının bize verdiği mutluluğu bilmiyorsun. Dostluk, sıkıntılara, yitirmelere katlanamaz yıkılır. Görevse her şeye dayanıklıdır. İnsanlar sana karşı ne denli haksızlık ederlerse, o kadar vicdanın onların karşısında dikilerek görevinden asla geri kalmamış olduğunu anımsatır onlara. … Vicdanına karşı görevini yap, Adriyen. Duygusal hayaller peşinde koştuğun zamanlardakinden daha mutlu olduğunu göreceksin.
Sayfa 238·Kitabı okudu
Reklam
Fakat söyler misin, dostluk, “biricik dost” dediğinin ihaneti ya da ölümüyle bittiğine göre, başlıca desteğin yıkılmasından sonra, yaşamın bir anlamı kalır mı? Senin de durumun bu değil mi, hem de dört yıldan beri? Mihail gibi dostluk yollarında ağır aksak seni izlemeyi başardığımı düşünelim; güzel bir kadın, ikimize de ayrı ayrı bağlılık sözü verip ikimizi de severse ve bu vesileyle sonsuza dek aramızı açarsa, halin ne olur? Benim otuz yıllık toplumsal hayatımda, şu ya da bu şekilde bir düzine kadar güzel dostluğum oldu ve hepsini gömdüm. Gördüğün gibi hala yaşıyorum. Çünkü kendi kendimin en iyi dostuyum. Her gün kendimi daha çok inandırıyorum şuna: ancak görevin yerine getirilmesiyle doğan hoşnutluk hayatımı doldurabilir.
Sayfa 237·Kitabı okudu
Bilemeyeceğim, uyum gösterememe, anlayışsızlık, bencillik, beni tek başıma bırakan bu insandan kaçma huyu, benim için bir felakettir belki. Çünkü benim kadar başka insanlara ihtiyaç duyan kimse yoktur. Paramparça olmuş hayatım yüzünden, her an onların yardımlarına ihtiyacım var. Bir ailesi, bir mevkii olmayan bir adamın, hemcinslerine ihtiyacı olmaması mümkün mü?
Sayfa 235·Kitabı okudu
Ben böyleyim işte, ancak beni geçeni sever, ona saygı duyarım. Kendisinden öğrenecek bir şeyim olmayan ve takdir ettiğim erdemlerin hiçbiriyle dikkatimi çekmeyen bir adam, ancak peşimden gelirse beni ilgilendirir.
Sayfa 234·Kitabı okudu
Yasalar "talih" oyunlarını amme suçu sayarak yıllarca kürek cezasıyla cezalandırmadıkça medeniyet laftan ibaret kalacaktır.
Sayfa 204·Kitabı okudu