Yazılmış her kitap farklı bir ruh halindeki başka bir insanın ürünüydü.Tüm kitaplar
birleştiğinde ortaya insanlığın bilançosu gibi bir şey çıkıyo.İyi bir kitap okuduğumda harita incelermiş gibi hissederdim; bir hazine haritası! Sürüklendiğim hazine ise aslında kendi benliğimdi. Fakat her harita yarımdı, hazineye ancak bütün kitapları okursam ulaşabilirdim. Böylece kendimi bulma sürecimin sonu olmayan bir arayış olduğunu anladım. Kitaplar da bunu söylüyordu adeta. Özünde, her kitapta “birileri bir şeyler arıyordu”.
İnsanın ya kendinden kaçmak ya da kendini bulmak için okuduğunu söylerler. Ben ikisi arasında pek bir fark göremiyorum. Kaçarken kendimizi buluruz. Bulunduğumuz yerde değil, gitmek istediğimiz yerdeyizdir.
Bir gün bu acına denk bir neşe duyacaksın. Çok güzel arkadaşlıklar kuracak, henüz tatmadığın lezzetli yemekler yiyeceksin, düşmekten korkmadan manzarayı seyre dalabileceksin birtepeden. Henüz okumadığın bir dolu kitap, büyük boy patlamış mısırla seyredeceğin bir sürü film var seni zenginleştirecek. Dans edecek, gülecek, nehir kıyısında koşacak, gece yarılarına kadar sohbetlere dalıp karnına ağrılar girinceyedek güleceksin. Hayat seni bekliyor. Şimdilik burayı sıkışmış olabilirsin ama bir yere kaçmıyor dünya dayan. Hayat her zaman buna değer.