Son sayfalarında buruk ve hayalleri gerçekleşmemiş bir aşkın kendi içinde yarattığı etkiden dolayı oldukça duygusal geldi... Escobar’a cevap vermediğinde uzaklaşmak istediğinde aldığı tehditler, birlikteyken kıskançlık krizlerinde kendisine saldırması, aynı zamanda Escobar’ın düşmanları tarafından da sürekli tehditlere maruz kalması, onla tanıştığından beri nasıl bir cehennemin içine sürüklendiğini okuyucuya çok iyi hissettiriyor. Escobar’ın her yere saldırarak, bombalatarak, insanları kaçırarak bu kadar vahşileceğini önceden ilk tanıştığı zamanlarda kestiremediğini ima etmesi ilginç geldi. Belki de kendisine yedirdiği binlerce dolar, onun sayesinde yurtdışında pahalı alışverişler, özel uçak yolculukları, pahalı hediyeler, kendisine sağlanan her kadın gibi bir serap görmesine neden olmuş... Pek de acıdığım söylenemez, yer yer bazı yorumlarında kendisine göre alt sınıftan gelen insanları aşağılıyor... Yirmi nesildir seçkin bir aileden geliyorum diyeceksin ama gazetecilik yaparak geçinmeye çalışacaksın ve yer yer maddi anlamda büyük çaresizlik yaşayacaksın... Neden çektiği acılara pek üzülmediğimi söylersem, zaten mesleği bahanesiyle birçok uyuşturucu baronu ve çevresiyle biraraya gelmeyi, aldığı iltifatlar doğrultusunda da birçoğuna pas vermeyi sanki alışkanlık edinmiş... Ayrıca ilk Escobar’ın çiftliğine bir grupla davet edilip gittiğinde onun ne işle uğraştığını da gazeteci olarak bilmemesi ilginç geldi. Herşeyin bir bedeli var sözü bu gibi durumlara cuk oturuyor... Son sayfalarda da Abd’de olup balkondan baktığı ve yaşadığı manzarayı ve sanki abd ulusunu çok iyi tanıyormuş gibi öve öve bitirememesi ve sanki onca şeyin mükafatının orada olabilmesi olarak belirtmesi de biraz itici geldi. Bunların haricinde madem bir gazeteci ise duyulmayan ‘başka’ bilgileri de okuyucu