Yürüyüş burada Kant’taki gibi işe ara vermek ya da oturmaktan kamburu çıkmış, iki büklüm olmuş vücuda yapılan asgari bir temizlik değildir. Nietzsche çalışmak için yürümek zorundadır. Dinlenmenin, hatta refakatçisi olmanın bile ötesinde, Nietzsche’nin tam olarak parçasıdır yürüyüş.
dünya, her şeyin tüketilmesi zorunluluğuna ve tüketme gücüne sahip olmak, buzdolabı, televizyon, araba, belli başlı saç yağları, deodorantlar ve benzeri süprüntüler gibi aslında sahip olmak istemedikleri işe yaramaz hurda yığınlarını satın alma gücüne sahip olmak için çalışmayı reddeden sırt çantalı gezginlerin, Dharma serserilerinin buluşma yeri olarak hayal edilmeli.
Oysa biri olmak, boynumuza ağır ve aptalca bir kurgu zincirleyen (bizi benlik
tasvirimize sadık kalmaya zorlayan) toplumsal bir zorunluluk değil midir?