neden hep kâbuslarımızı anlatmak üzere, hazımsızlar olarak buluşuyoruz? bazen de birbirimizi o şahane sabahta kutlamak üzere, hazımlılar olarak buluşalım.
bilimsel gerçekler bile, her sabah bir şekilde yok edilmezse, daha doğrusu yeni ve canlı gerçeğin çiy taneleriyle bereketli kılınmazsa, yavanlıklarıyla zihni tozlandırabilir.
insanların zihinlerini böyle çöplerle tıka basa doldurmaya, en anlamsız dedikoduların ve en önemsiz olayların, aslında düşünce için kutsal olması gereken alanı ihlal etmesine izin vermeye ne kadar hevesli olduğunu görünce de hayretler içerisinde kalıyorum. zihin sokaktaki olayların ve çay sofralarındaki dedikoduların tartışıldığı bir kamusal alan mı olacaktır?