volkan

volkan
@felsefos
Sabit fikir sahibini hapseder
"Çünkü inandığı herşeyin doğruluğunun veya mahkum ettiği herşeyin yanlışlığının tartışılmaz deliline sahip olan; ya da kendisinin veya başka insanların kanaatlerini baştan aşağı incelemiş olduğunu söyleyebilen in­san nerededir? İçinde bulunduğumuz bu fani eylem ve körlük halinde, bırakınız çoğunluk oldukça zayıf temelleri, hiç bilgi olmadan inanma zorunluluğu, bizi başkalarını bir şeylere zorlamak yerine, kendimizi şe­killendirmede aceleci ve dikkatli olmaya sevketmelidir. John Locke
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
unutkanım diye üzülme, unutmak kadar güzel şey yoktur hayatta.
Herkes bir katil değil miydi, bu dünyaya öleceğini bile bile çocuk getiren?
Hristiyanlığın Tanrısına Hz. İsa çarmıha gerildiğinde “Neden baba?” diye sitemde bulunduğunda trajikliği Batıya yerleştirmiş olmamış mıydı? Bu trajiklik yani Tanrı’nın insanı terk etmesi modern dönemde insanın kilisenin anlayışı doğrultusunda oluşturulan Tanrı’yı terk etmesiyle karşılık bulacaktır. Nietzsche’nin “Tanrı’yı öldürdük” sözü sanki bu terk edişin bir ifadesidir.
Ergin olmama, kendi aklını başkasının kılavuzluğuna sokmadır. Bir başka deyişle kararları verirken özerk davranmamadır. Yaşamına ilişkin düşünme ve yaşama sorumluğunu üstlenmemedir. Kant’a göre ergin olmamanın yükümlülüğü bu durama düşen kimsededir. Böylesi bir kişi aklını başkalarına teslim etmenin kolaylığına alışmış olduğundan kendi aklını kullanmaya cesaret edemeyen bir korkaktır! Oysa Kant her sağlıklı kişinin kendi aklına güvenmesinden ve onu kullanmasından yanadır. Bu bakımdan Kant, klasikleşen çağrısı “Sapare aude!” yoluyla herkesi kendi aklını kullanma cesareti göstermeye çağırır.