volkan

volkan
@felsefos
Sabit fikir sahibini hapseder
7/10
·126 syf.··
2020 96. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2020 20:38
·
Werther'in, bir saplantı halinde içine düştüğü, herşeyden vazgeçmesine neden olan, ateşler içinde yanmasına, gözlerinin kör olmasına neden olan neydi?Varoluşunu sorgulamasına giden yolda acılar içinde ızdırabının karanlık dehlizlerinde yok olurken, cellad kellesini vuruyor fakat bir türlü ölemiyordu.Dönüp dolaşıp aynı acı içine uyuyup, aynı acıya uyanmak, Içine düşmek acının,tam dibine, debelendikçe batan aşk bataklığında, sevdiğinin gözlerinde kaybolan benlik. Çaresizlikti, saplantıydı, ve bu hale düşmekte en ufak bir suçu olmayan Wertherdi o. İnsanı ölüme sürükleyen aşk neden var? İnsan neden bir insanı herşeyi göze alacak kadar sever? Sevdiği insan kendisi için birşey hissetmese bile? Aşkın varoluş anıtını, Wertherin aşkının büyüklüğünü hak edecek ne yaptı Lotte? Werther de bilmiyordu bunu, neden delicesine saplantı halinde birini seviyordu sonsuzca. Hem de bunu hak edecek bişey yapmamış iken karşısındaki. Karşılıksız sevgi dedikleri bu muydu? Sonunda acılar içinde kıvranarak intihara sürüklenen bir aşktı onunkisi. Kimbilir belki de aşkının karşılığını hiçbir zaman bulamayacağını bildiği tanrısal bir aşk. En iyisi ölümdü, tanrısına kavuşacağı. Kitabı okuduğunuzda çoğumuza saçma gelen Wertherin saplantılı aşkı, o derece olmasa bile bir aşka düşüp gözleri körelen okuyucuya çok da anlamsız gelmeyecektir. Aşk karşındakini mi sevmektir yoksa karşında var olmayan kendini mi sevmektir? Saplantılı olan aşk mıdır yoksa bencilliğimiz mi? Aşık olunanı değil, bizde onun haksız ve de saçma bir şekilde yarattığı karşılıksız sevgiden dolayı peydahlanan acıdan kaçarız belki de. Kendimizi severiz, acı çekmesini istemeyiz bu bedenin. Varolmaya devam etmek isteriz, varoluşmaya. Sonra bir an gelir bu saçma savaştan bıkıp defolup gideriz bu hayattan.Werher'in ki de bu muydu acaba?
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·222 syf.··
2020 92. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2020 23:15
Kürk Mantolu Madonna ile Anna Karenina tadı veren Sabahattin Ali,Kuyucaklı Yusuf ile Yaşar Kemal'in İnce Memed romanını aklıma getirdi. .Sabahattin Ali'nin en iyi romanı bence. 'Parası olanın ırzı da tam namusu da' gibi vurucu bir anlatım, karakterlerin yaşadığı ikilemler, psikolojik tahliller, bol doğa tasvirleriyle birlikte bürokrasiye sert eleştiriler.İyi bir insanın çaresizlik içerisinde adım adım cinayete sürüklenmesi , sürekli köyüne dönme isteği, yaşadığı buhran, zaman zaman tepkisizliği, en sonunda yaşadığı isyan. Genç yaşta cinayete kurban gitmeseydi daha ne büyük romanlar yazacaktı Sabahattin Ali.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025211bin okunma
7/10
·172 syf.··
2020 89. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2020 14:53
Hırsızlık, tecavüz,cinayet. 15 yaşındaki Alex ve çetesi tarafından işlenen suçlar yazar tarafın dan o kadar kaba bir şekilde anlatılıyor ki dili sizi rahatsız edebilir. Ne var ki bu suçları en küçük bir vicdan azabı duymadan işleyen insanların ağzında bıçaklı süt,dudaklarında tüttürdükleri kanser, dillerinde apış aralarının, pezevenklerin ,taşakların eksik olmaması kadar doğal ne olabilirdi? Kitabın birinci bölümünde Alex ve yazar Burgess den iyiden iyiye nefret eden okuyucu, ikinci kısımda hükümet tarafından olaya el konulmasına, başında Aşağılık Yaratıklar Bakanının olduğu ekip tarafından uygulanan ıslah çalışmalarına tanık olur. Buna göre Alexe ludovica denilen bir kimyasal enjekte edilir ve suçun her türlüsünün işlendiği korkunç videolar izlettirilir. Bu filmleri izleyen Alex ilacın etkisiyle, suç işleme hissi uyandığında korkunç acılar çekmektedir. Artık birine sinirlendiğinde bile çektiği acılar nedeniyle bir şey yapamamaktadır. Adeta otomatik portakala dönmüştür. Üçüncü bölümde Alex'in seçim yapma, hata yapma özgürlüğünün elinden alınması, intihara kalkışması basına yansır ve hükümeti devirmek için siyasi malzeme yapılır. Dilinin argo, küfürlü olması anlatılan rahatsız edici hikayeye gerçeklik katarken, sonuçta özgür irade, suç, suçun önlenmesi konularında empati yaptığınızda Alex ten mi nefret edersiniz, hükümettten mi, yazardan mı size kalmış.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
7/10
·331 syf.··
2020 85. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2020 20:05
İlk kör,ilk körün karısı,doktor, doktorun karısı, koyu renkli gözlüklü genç kız, gözü siyah bantlı yaşlı adam, şaşı çocuk ve göz yaşı yalayan köpek bu distopik romanın isimsizleri.Romanda isim yok.Hatta noktalama işaretleri bile yok. Herkesin bir bir kör olduğu salgında tek gören kişi (doktorun karısı) gördüğünü gizleyerek, hükümet tarafından körlerin izole edildiği akıl hastanesine gidiyor.Askerlerin körleri acımasızca vurması, diğer körler tarafından kadınlara tecavüz karşılığı yiyecek verilmesi gibi insanın ahlaki körlüğüne distopik bir atıf. Körlük yayılıyor tüm şehir kör oluyor. Sokakta ceset yiyen köpekler,yiyecek arayan körler. Gören tek kişi de gördüğüne sevinemiyor, körlüğün doğuştanlığı sorgulanıyor.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
7/10
·112 syf.··
2020 83. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2020 11:22
"Santiago Nasar onu öldürecekleri gün, piskoposun geleceği gemiyi karşılamak için sabah saat 5:30'da kalkmıştı." giriş cümlesi ile başlayan, büyüleyici anlatımıyla büyük yazar Marquez'in, göz göre göre gelen cinayeti önlemek için kimsenin birşey yapmadığını yüzümüze çarpan küçük büyük romanı. Anlatımdan Santiago Nasar'ın neden öldürüldüğünü bilmediğini anlıyoruz. Ayrıca, bakir olmadığı için düğün gecesi baba evine geri gönderilen kızın, abilerine bunun sorumlusunun Santiago olduğunu söylemesine rağmen, kitaptaki anlatımdan Santiago' nun iftiraya kurban gitmiş olabileceğini düşünüyoruz.Çünkü kitapta olayların gelişimi, kişilerin ilgili anlatımlarından, Santiago' nun davranışlarından onun suçlu olduğu düşüncesine kapılmıyoruz. Sadece kızın abilerine söylediği söz dışında elde başka bir şey yok. Marquez, anlatım gücü, cümlelere adeta hükmetmesi, gerçeküstü, büyüleyici anlatımı ile yüz yıllık yalnızlık gibi sarıp sarmalıyor yine bizi ve kıskandırıyor kendini müthiş anlatımıyla.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma