"Araf!" Boş gözlerle ceza kartlarından birini çekip alışını izledim. Kartı parmaklarının arasında evirip çevirdi ve sonunda tek birşey söyledi:"Dirgen."
Yiğit bağırarak kurtulmaya çalıştı. "Ne diyorsun oğlum sen!" Bağlı olduğu iplerden kurtulmaya çırpınırken kızgın sesi tüm depoda yankılandı. "Ona dokunanı yaşatmam lan! Bunun için önce beni öldür!" Naz'a sırılsıklam aşık olduğunu düşünürsek bu lanet ceza en çok onu bitirirdi.
"Boşver şimdi adını Naşide, hepimiz seni bekliyoruz." Bu sefer hepimiz kahkaha attık çünkü bu çocuğun isim konusunda bu kadar yaratıcı olması komikti. Bugüne kadar belkide yüzbinlerce kez N ile başlayan isim söylemişti ama hiç biri Naz değildi.
Yiğit gülerek Süslü'ye döndü ve "Nazbüke?" dedi. Kıkırdamadan duramadım. "Birşey unutmadın mı?" Süslü bir ayağını sertçe yere vurarak ona doğru döndü. "Nazbüke ne lan! Darbuka der gibi. Allah'ın kıt akıllısı, sana kaç kere söyleyeceğim, adım Naz!"