Oxbridge gezim ve yenen yemekler kafamda sürüyle soru oluşturmuştu. Neden erkekler şarap, kadınlarsa su içiyordu? Neden cinsiyetlerden biri öylesine varlıklı, öbürü ise yoksuldu?
Çünkü her şeyden önce para kazanmak onlar için olanaksızdı ve olanaklı olmuş olsaydı bile yasalar, kazandıkları paranın kendilerine kalmasına izin vermiyordu. Ancak son kırk beş yılda Mrs. Seton'un birkaç kuruşu olmuştu. Ondan önceki yüzyıllar boyunca kazandıkları, kocasının malı sayı lırdı. Mrs. Seton ve annelerini belki de bu düşünce borsanın dışında tutmuştu. Şöyle demiş olabilirlerdi: Kazandığım her kuruş elimden alınıp kocamın anlayışına göre elden çıkarılacak belki Balliol ya da Kings'de burslar oluşturmakta kullanılacak, bu yüzden, para kazanma olanağım olsa bile para kazanmak beni pek ilgilendiren bir mesele değil. Ben en iyisi o işi kocama bırakayım
Birkaç dakikaya kalmadan belirli bir kimsenin yokluğunda akla gelen ve tabii o kimseyle yeniden bir araya gelindiğin de mutlaka konuşulması gereken merak ve ilgi uyandırıcı tüm konuların arasında özgürce dolaşarak "biri evlenmiş, diğeri evlenmemiş, biri bunu, diğeri şunu düşünüyormuş birinin durumu umulanın aksine çok düzelmiş, diğerininse şaşırtıcı biçimde kötülemiş" içinde yaşadığımız hayret verici dünyanın yapısı ve insan doğası üzerine, bu tür hazım konuşmalarının doğal olarak yarattığı düşüncelere dalmıştık.