Ferdaa

Ferdaa
@ferdatekin
Sa­vaştan önce buna benzer bir yemekli toplantıda kişiler tü­müyle aynı şeyleri söylerlerdi, ama bunlar değişik biçimler­ de söylenirdi, çünkü o günlerde sözcüklerin değerini farklı kılan bir çeşit dile getirilmemiş, ahenkli ve heyecan verici mırıldanma sözcüklere eşlik ederdi. O mırıltı, sözcüklere dönüştürülebilir miydi? Belki de bir şairin yardımıyla bu yapılabilirdi.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Manx kedisinin çimenlerin orta yerinde evreni sor­guluyormuşçasına duruşunu izlerken eksik bir şey, farklı bir şey varmış gibi geldi bana. Ama eksik olan ya da farklı olan neydi, diye düşündüm,
yaşam ne denli güzel görünüyordu, meyvele­ri ne denli tatlıydı, öfkeler, üzüntüler ne denli boştu, kişi bir sigara yakıp pencerenin önündeki koltuğun yastıklarına gömüldüğünde, dostluk ve kişinin kendi cinsinden olanla­rın eşliği ne denli hayranlık uyandırıcıydı.
O zamanlar İnanç Çağı'ydı; bu taşların derin temeller üzerine oturtulmaları için özgürce para yağdırılırdı ve taşlar birbirleri üzerinde yükselince, burada ilahiler söylenmesi, bilginler yetiştirilmesi için kralların, kraliçele­rin ve büyük soyluların sandıklarından daha da çok para akıtıldı. Topraklar bağışlandı, vergiler ödendi. İnanç Çağı bitip Akıl Çağı geldiğinde, aynı altın ve gümüş akımı sür­dü; burs vakıfları kuruldu, yeni kürsüler açıldı; ne ki bu kez altın ve gümüş, kralların sandıklarından değil, endüstri alanında servet yapmış erkeklerin para keselerinden, fabrikatörlerin ve tüccarların kasalarından aktı ve mesleklerini öğrendikleri üniversitede daha çok burs verebilmek ama­cıyla bu insanlar, vasiyetnamelerinde servetlerinin büyük bölümünü üniversitelere bıraktılar. Böylelikle yüzyıllar ön­ce, otların rüzgarda savrulup domuzların çamurlarda yu­varlandığı yerde kitaplıklar ve laboratuvarlar, gözlemevleri, şimdi cam rafların üzerinde duran pahalı ve değerli cam aletler ortaya çıktı.

Ferdaa

, bir kitabı yarım bıraktı
İhsan Oktay Anar
8.5/10 · 67,8bin okunma