Prof, adlı uzunca bir hikaye kitabı hakkında bazı değerlendirmelerde bulunacağım. Kitabın yazarı, Ahmet Kılıç, öğretmenlik yapıyor, tam bir kitap bağımlısı, akademisyenlik yönü de var, din eğitimi alanında da doktora yapmış. Yayımlanmış kitapları ve makaleleri var. Kendisine nice okumalar, yazmalar, çalışmalar diliyorum.
Prof adlı hikaye kitabında, bir üniversite öğrencisinin yaşadıkları anlatılıyor. Hikaye, kahramanın, okuduğu şehirde kiralık kaldığı evin terasında rastladığı odadaki büyükçe kitaplıktaki kitaplar, dergiler, mektupları keşfetmesi ve boş vakitlerinde onları incelemesiyle başlıyor. Üniversitedeki bir kız arkadaşıyla, kaldığı mahalledeki bakkalla, ayakkabı tamircisi, berber ve ev sahibi ile yaşadığı ilişkiler ve nihayet teras kattaki odanın ve kitapların yanması, daha doğrusu yakılması ile son buluyor. Hikayede ard arda güncel hayattan gerçekçi olaylara rastlıyoruz.
Gizemli bir şekilde başlayan hikaye, sona ererken yanan kitapların verdiği hüzünle sona eriyor. Ben, pek roman ve hikaye okumam; daha ziyade araştırma, inceleme, bilgi yüklü akademik kitaplar okumayı tercih ederim. İtiraf edeyim ki okuduğum sınırlı sayıdaki hikaye kitaplarından biri olan Prof, ilgimi ve beğenimi celbetti. Kitabı, olayların nereye varacağı merakıyla aralıksız birkaç saat içinde okuyup bitirdim. Okunmasını tavsiye de ederim.
Kapaktaki ‘‘Bir kitap bağımlısının hikayesi’’ yazısı, kitaba yakışmış ve olaylar bu eksende işlenmiş. Hikayede birçok zıt fikre ve görüşlere sahip yazarların kitaplarına, onlardan bazılarından kısa alıntılara da yer verilmiş. Beğeniyle altlarını çizdiğim satırlardı bunlar. İnancımıza, irfanımıza, medeniyetimize özgü güzel vurgular, satırlara ustalıkla serpiştirilmiş; hikayede içerisinde ufak bilgi şöleni ve hakikatlere rastlıyorsunuz. Kah Marks ve Engels, kah Alia İzzetbegoviç, kah İmam Nablusi ve İmam Gazali, kah Sadi Şirazi, Tolstoy, Peyami Safa gibi isimler karşımıza çıkıyor. Bir kitap bağımlısının hikayesinin anlatıldığı kitapta tabi ki meşhur yazarların ve düşünürlerin yer bulması da doğal. Araya birkaç şiir ve bir Hz. Ömer hikayesi de yerleştirilmiş.
Teras kattaki odanın ve odadaki kitaplığın sırrı hikayenin odak konusu. Odada içerik ve düşünce olarak birbirine zıt kitaplar, karşıt mektup yazışmaları ve notların varlığı, bunları kimlerin, ne amaçla okuduğu ve yazdığı hikayenin kahramanı ve okuyucular tarafından merak edilecek şekilde hikayenin sonuna kadar işleniyor ve hikayenin sonuna doğru bu merak gideriliyor, gizemli olay aydınlanıyor ve sorular cevap buluyor. Sanki bu kısım, biraz aceleye getirilmiş; bu sırrın aydınlanması, biraz daha uzun tutularak, yavaş yavaş, kademe kademe sağlanabilirdi. Böylelikle okuyucunun duyduğu merak, biraz daha sürdürülebilirdi. Yazar, herhalde daha fazla gizem yapmamak, okuyucuyu meraklandırmamak amacıyla sırrı hemen ortaya dökmüş. Bu sır, bir çok okuyucu tarafından ilginç bulunacaktır diye düşünüyorum.
Hikayede okullardaki resmi örgün eğitime ufak, kendince haklı bir eleştiri var. Okul yaşamı, öğrencilerin çokça vaktini alıyor, öğrencilerin şahsi okumalarına ayıracakları vakti daraltıyor. Ayrıca kişisel gelişimin, okullardan ziyade şahsi okumalarla gerçekleşeceği vurgusu da dikkat çekici ve haklılık payı da var.
Eski, fedakar komşuluk ilişkileri, sevgi, dürüstlük, aile, anne, baba, eş ve evlat sevgisi ve onlara duyulan saygı, kitap ve okuma sevgisi, selamlaşmanın önemi, dertleşmenin faydaları, ihtiyaç sahibine yardımcı olmak, kadere iman, insan olma sanatı yer yer kısaca değinilen konulardı.
Kitaplarım yansa küle dönen ben olurdum. Seninle kitaplıklarımızı birleştirelim. Her insan, bir romandır. Aklını, güzel ve hayırlı işlerde kullanmalısın. Güzel hatırları olan insanın ömrü daha uzundur. Cümleleri kitapta dikkatimi çeken ve aklımda kalan anlamlı cümleler.
Yazar Ahmet Kılıç’a imzalı kitabı için teşekkür ederim; okuru bol olsun dileğiyle!
Feridun ESER