"Keşke sürekli sınandığımız şu dünyada iyi anılar kötü olanların altında yok olup gitmeseydi. Nasıl da karartıyordu kötü şeyler birkaç dakikada beyaz anılarımızı. Tıpkı bir katran gibi ufak bir dokunuşla nasıl da yapışıyordu benliğimize. Nasıl oluyor da benliğime yapılan her saldırının altından hiç yara almadan sapasağlam çıkarken, başkalarının çektiği acılar bıçak gibi kesiyordu ruhumu ve ben paramparça olduğumu hissediyordum?"
"İnsanların sorunu tam da buydu işte, umursamazlık. Dünyayı umursamıyorlardı, çevresindekileri, acı çekenleri, haksızlığa uğrayanları kendileriyle ilgili olmadığı sürece hiçbir şeyi umursamıyorlardı ve sonunda birbirlerinden kopuyorlardı."
"Hiçbir şey kaybetmediysen, bir şeyleri kazanmanın br bir anlamı yoktu, çünkü değeri de yoktu. Işıklarla dolu bir şehirde yaşayan ve karanlıkta kalma korkusu olmayan bu insanların yıldızların değerini anlaması çok zordu."
"Bizi biz yapan güçlü yanlarımız olduğu kadar da zayıflıklarımızdır Araf. Korkularımız ve inançlarımız... Bunlar olmadan, sadece güçlü olmaya odaklanırsak diğerlerinden ne farkımız kalır? Bizde savaştığımız insanlar kadar zalim olmaz mıyız?"
"Başarısız olmanın en büyük nedeni, mücadele edecek cesareti gösterememen. Geri adım atıyorsun, zayıf olduğuna inanıyorsun. Kural bir, olduğun değil inandığın kişisin, unutma."