Buğday yalnızca bedensel bir besin değildir. İnsan beslemekle hayvan beslemek değildir. Ekmeğin çok büyük bir rolü vardır! Bölünen bir ekmek, insanları bir araya getiren bir araç olarak görürüz ekmeği. Alın teriyle kazanılan ekmekte çalışmanın bütünlüğünü gördük. Kıtlık günlerinde dağıtılan o ekmek sayesinde ekmeğin nasıl bir merhamet aracı olduğunu gördük. Paylaşılan bir ekmeğin tadını hiçbir şey veremez. İşte bu besinin, buğday tarlalarında doğan bu ruhani ekmeğin gücü şimdi tehlikede.
Tüm bunların üzerine neden hala savaşıyoruz? Demokrasi için mi? Demokrasi için ölüyorsak demokrasi ile tek vücut olmalıyız. Savaşa bizimle katılıp, o da dövüşsün. Aramızda en güçlü oyken ve hepimizi de kurtarabilecekken her an bizim işimizi zorlaştırdı. Kabul, bu onun hakkı. Ancak o zaman biz de sadece kendimiz için dövüşüyoruz demek olur bu. Kendimiz için dövüşmemize rağmen her şeyimizi kaybediyoruz. Öyleyse neden hala ölüyoruz?
Tarihçiler asıl gerçeği unutacaklar.... İyiliği savunan güçlerle, kötülükten yana çıkan güçleri birbirinden ayıracaklar. Kahramanlara hainler birbirinden ayrılacaklar. Onlara soracağım basit bir sorum var: ihanet etmek için, bir konu üzerinde her şeyi bilmek, her şeyin sorumlusu olmak ve üzerinde oldukça etkili olmak gerekir. Bu yaşadığımız ise zekanın kanıtı gibi. Biz neden ihanet edenlere ödüllerini vermiyoruz?. ...