akıllı olmayan inançtan benim anladığım, boyun eğmeye ya da mantıklı olmayan otoriteye(insana ya da fikre) dayalı inanmadır. mantıklı inanç ise kendi düşünce ve duygularındaki deneyimler aracılığıyla kişinin kendi içinde kökleşmiştir.
mantıklı inanç öncelikle bir şeye inanmak demek değil, yargılarımızın ne denli kesin ve değişmez olduğudur. inanç, özel bir inanma şekli değil, tüm kişiliği kapsayan bir karakter özelliğidir.
sevgi, narsizmin hemen hemen olmadığı, alçakgönüllülüğün, nesnelliğin ve düşüncenin gelişmekte olduğu yerde vardır.
eğer sevme sanatını öğrenmek istiyorsam, her durumda nesnel olmayı denemeli, nesnel olamadığım durumlara karşı da duyarlı olmalıyım. karşımdaki kişi hakkında kendi ilgi, gereksinim ve korkularımı işe karıştırmadan o kişinin gerçek kişiliğiyle, narsist düşüncelerimle çarpıtılmış kendi oluşturduğum kişiliği arasında farkı görmeliyim.