Kendinin bilincinde olmak, bilinç akışından ayrılmakta olan saf bir özü yakalamak değildir; sadece ilk kişisel verilmişlik tarafımızdan, yani 'içerideki' bir deneyimden haberdar olmayı gerektirir. Benlik, sonuç olarak deneyimlerin ötesinde ya da onlara karşıt bir şey değil, onların verilmişliklerinin bir özelliği ya da işlevidir.
Bilincin kendisi bu sınırların farkına varılmasından doğup çıkar. İnsan bilinci varoluşumuzun ayırt edici yanıdır. Sınırlar olmasaydı onu asla geliştiremezdik. Bilinç olanaklar ve sınırlılıklar arasındaki diyalektik gerilimden doğup gelen bir farkındalıktır.