Fatma Aliye Topuz, 50 Türk lirasının arkasındaki isim… Ama daha önemli bir özelliği var; Türk edebiyatının ilk kadın yazarı, kocasından gizli gizli kitap okuyan kadın, Ahmet Cevdet Paşanın kızı, bir adım cesaretin adı, yazdığı eserlerle milyonlarca kadını tek bir kadının vücudunda hayat verdiği kadın, kadınların ayakları üzerinde nasıl durabildiklerini yazan, onlara cesaretin kokusunu tattıran kadın… Tabii ki tek bu satırlarla anlatamam Fatma Aliye ‘yi, okuma sevdasına tutulmuş bu kadının hayatını en ince ayrıntısına kadar yazsam yine de onun hakkında hiçbir şey yazmış olurum. Refet, Fatma Aliye’nin, kadınların nasıl ayakları üzerinde nasıl durabildiklerini anlatan bir eseridir. Refet öğretmen olmak istemektedir ancak ne okuyacak parası ne de karnını doyurabilecek parası vardır. Annesi Binnaz ile sefil hayatı yaşamaktadır. Akrabalar zengin olmasına rağmen onlara uzanan bir el olmaz, o kadar zor durumda kalırlar ki bir gece donma tehlikesi geçirirler ama yine de akrabalarına el açıp onlardan bir şey dilenmezler. Refet bir yandan okumakta bir yandan da akşamları annesiyle dikiş dikip geçimlerini sağlamaya çalışmaktadır. Refet, binbir zorluk, sıkıntı, açlık, hastalık, yoksullukla öğretmenlik sınavını kazanır. Artık okuması için gecesini gündüzüne katan annesine refah içinde bir hayat sunacağı zaman kaderin kötü oyunuyla karşılaşır. Gece gündüz temizlik ve dikiş işlerini yapan Binnaz hanımın bedeni çok yığranır ve Refet daha yeni öğretmen olduğunda hayata gözlerini kapar. Artık Refet, Anadolu’nun uzak bir yerine gidip vatan için öğrenci- pardon insan- yetiştirmeye başlar. Kısaca özetini verdiğim kitabın yorumunu yaparsam; Fatma Aliye, Refet romanı teknik açıdan pek başarılı olmasa da kadını, kadının çalışıp kendi ayakları üzerinde nasıl durabildiklerini, eğitimin