İncelemeye mektubun ilk cümlesi olan ' Beni hiç tanımamış olan sana ' ile başlamak istiyorum. Sizi kitabın içerisine çekecek o cümle..
Gerçek aşk mıydı bu? yoksa henüz çocuk yaşlarda beslenen saf sevgi ve beraberinde yılların getirdiği saplantı mıydı?
Çok sevmek, karşılıksız sevmek saplantı mıydı? yoksa saplantı olarak düşünülmesine rağmen sevmeye devam etmek miydi?
Hakkınızda tek bir şey bilmeyen birine dünyaları sığdırabilir misiniz? Tüm dünyanız yapabilir misiniz onu? Bu kadın yapmış, bilinmeyen bir kadın yapmış..
Dünyaları sığdırdığınız bir çift göze, seni tanıması için çaresizce bakmanın ağırlığı ne kadar zordur? 5. mumun eşliğinde mektup yazacak kadar zor mudur?
5. mum evet.. kalan 4 mum üşüyor! -çünkü mumlar cansız bir bedenin yanında üşür-
Artık mumlar daha korkunç, beyaz güller daha anlamlı ve çaresizlik daha çaresiz benim için.
Birini ne kadar sevebilirsiniz? Tüm benliğinizi sadece ona ayırıp aynı zamanda sevdiğiniz kişiye 'çok sıradan bir kadın bu, sadece eğlenebileceğim bir kadın düşüncesine kaptıracak kadar' sevebilir misiniz? Bunun verdiği yük peki?
6. mumu yakıp spoiler vermeden bu kitabı anlatmak zormuş onu fark ettim.
Stefan Zweig bir kadının duygularını mükemmel yansıtmış. Başladığınızda muhtemelen hiç bırakmadan bitirebileceğiniz bir kitap. Mutlaka tavsiye ediyorum.