Güneş, Zagroslar'ın, Cilo'nun arkasına doğru süzülürken zaman durur. Bir kayanın üstünde, silahınla baş başa güneşi uğurlamak, bir ömrün muhasebesini saniyeler içine sığdırmaktır. O an ne yorgunluk kalır ne de geride bırakılanların sızısı. Yalnızca menzile olan sarsılmaz inanç ve yarının şafağına duyulan o amansız bağlılık baki kalır.
Bizim sevdamız da kavgamız gibi yalın, temiz ve derindir. Dağ, insanı kendi cüretinin sınırlarıyla tanıştırır, yüreğini taş gibi sert, yoldaşlığını su gibi berrak yapar.
Çünkü bilirsin buralarda her patika bir imtihan, her yoldaş bir siperdir. Dağın göğsüne nakşedilen bu hikaye, ne rüzgarla silinir ne de zamanla eskir. Biz, teslim olmayan bir iradenin ve yarım kalmamış bir sözün taşıyıcılarıyız. Yürüyüşümüz ne kadar sessizse, bıraktığımız iz o kadar derindir.
- Fırad Bakur