Fidayday

Puan vermedi·134 syf.··
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 19:12
Romanın merkezinde Almanya’dan Anadolu’ya gelen, geçmişin yükünü ve hırsını taşıyan bir dede ile kendi hayatında “bir şey olamamış” hissiyle sıkışmış torun bulunuyor. Hikâye, torunun içsel sorgulamalarından başlayıp zamanla gerçeklikten koparak mitolojik ve düşsel bir evrene açılıyor. Bu evrende Hint destanlarındaki Hanuman figürü ile Anadolu anlatıları, özellikle Alevi-Bektaşi kültüründen izler iç içe geçiriliyor. Roman aynı zamanda bir savaş anlatısına dönüşerek bireysel kimlik arayışını toplumsal ve mitsel bir çatışmayla birleştirmeye çalışıyor. Ancak kitabın en belirgin zorluğu, olay örgüsündeki geçişlerin aşırı hızlı olması. Bir sahne henüz zihinde oturmadan başka bir zamana, başka bir çatışmaya ya da doğrudan savaş atmosferine geçiliyor. Özellikle tek bir sayfa içinde olayların büyük sıçramalar yapması, okurun anlatıya bağlanmasını zorlaştırıyor. Bu hız, kimi yerde bilinç akışı hissi verse de çoğu zaman dağınıklık yaratıyor. Yazarın yoğun fikir yüklemesi yaptığı hissediliyor; sanki her düşündüğünü romana aynı anda yerleştirmek istemiş gibi. Dil açısından da roman kolay okunan bir yapıda değil. Günlük konuşma dilinde sık karşılaşılmayan sözcüklerin sık kullanılması, metne yer yer şiirsel ve mitolojik bir hava katıyor; fakat bu durum anlatının akıcılığını azaltıyor. Özellikle hikâyenin zaten hızlı ilerleyen yapısıyla birleşince okur açısından yorucu bir deneyime dönüşebiliyor. Dil bilinçli biçimde ağırlaştırılmış gibi duruyor; bu da romanı popüler anlatıdan uzaklaştırıp daha “iddialı” ama daha sınırlı bir okur kitlesine hitap eden bir yere taşıyor. Bununla birlikte romanın güçlü yanı, sıradan bir aile hikâyesini yalnızca gerçekçi düzlemde bırakmaması. Hint mitolojisi ile Anadolu mistisizmini aynı potada eritme çabası cesur bir tercih. Özellikle Hanuman figürünün
HanumanEser Erdost · Metinlerarası Kitap · 20253 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu kitapta lineer zaman yoktur
7/10
·724 syf.··
2025 24. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 23:03
1971 yılından günümüze gelen bu kitapta öncelikle metin kendi kendini sabote ediyor. Oğuz Atay'ın bu anlatısı bilinçli bir tercihin ürünü. "Çünkü Tutunamayan bir birey TUTARLI bir anlatı da kuramaz!" Kendi adıma bu bilinçli dağınıklığı genel olarak beğensem de kitapla kurduğum mesafenin gereğinden fazla açıldığı bölümler oldu maalesef. Metin boyunca notlar, iç sesler , türler arası geçişler(roman, ansiklopedi,şiir,parodi) kullanılarak modern bilinç akışını yerelleştirmiş. Atay, bir fikri, bir kişiyi öne çıkarmayı hedeflemiyor bu nedenle"postmodern kurgu" türünde demek yanlış olmaz. Kabul edilmiş gerçekleri sorgulayan, gerçekliğin daha kişisel parçalı ve göreceli olduğunu savunan karışık bir felsefi anlatıma sahip. Atay, ironik ;bol sözcük oyunları yaptığı acımasız bir üslup kullanmış. Trajik durumların gülünç, gülünç durumların ise trajik olarak karşımıza çıkması duygusal olarak da kitabın içerisine girmeyi zorlaştıran unsurlardan biriydi bence. Hiçbir karakter ile uzun süreli empati kurulamıyor. Metin boyunca resmiyetle dalga geçen bürokratik tondaki kısımları okumak bana keyif verdi. Kitaptaki asıl mesele ise, bireyin toplumla kendilik kuramaması. Özellikle Selim Işık karakteri sisteme uyum sağlamayı reddettiği kadar, kendince direnebilecek bir etik de inşa edememiş biri. Düşünen ama eyleme geçemeyen sorunlu bir birey. Turgut Özben karakteri ise dönüşümü yarım kalmış, iyi-kötü, kurban-suçlu uçlarında gidip gelen bir karakter."Ben mi tutunamıyorum tutunduğum şeyler mi anlamsız?" sorusu hayatının merkezinde ve Yazar bizim de bu soruyu sormamızı istiyor. Turgut'un hikayesinin yarım kalması bu sorunun cevapsız kalmasına neden oluyor, cevabı okuyucuya bırakılıyor. İki ana karakter dışındakiler daha ziyade ayna görevi gören işlevsel karakterler. Tutunamayanlar, okuru
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2025 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2025 19:53
Daniel KEYS:1927-2014 yılları arasında yaşamış olan Amerikalı bir yazar. 1950 yılında Brooklyn Üniversitesinde psikoloji alanında yüksek lisans yaptı. Lisede hem zihinsel hem bedensel öğrencilere öğretmenlik yaptı. Ayrıca yaratıcı yazarlık eğitimi verdi. Algernon’a çiçekler ilk olarak Charlie’nin ilerleme raporları olarak yazılmıştır. 1959 yılında genişletilmiş roman olarak basılmıştır. Öykü ve roman olarak aşağıdaki ödülleri almıştır. • 1960: " Algernon'a Çiçekler " adlı öykü için Hugo Ödülü [ 17 ] • 1966: Algernon'a Çiçekler adlı romanı için Nebula Ödülü [ 1 ] • 1986: Billy Milligan'ın Zihinleri için Kurd Lasswitz Ödülü [ 18 ] • 1993: Seiun Ödülü (Yılın Kurgusal Olmayan Eseri) Billy Milligan'ın Zihinleri [ 19 ] • 2000: Amerika Bilimkurgu ve Fantezi Yazarları Birliği'nden Emeritus Yazar Ödülü • 2014: Yaşam Boyu Ödül Kitap Charlie Gordon isimli zihinsel engelli bir karakterin yazdığı ilerleme raporlarından oluşmaktadır. Romana adını veren Algernon, kobay fare. Bu arada yazarın romanına isim verirken kesin olmamakla birlikte İngiliz şair, yazar Algernon Charles Swinburne’den (1837-1909) ilham aldığı söyleniyor. Şair hakkında eleştirmenler, etkili imgelerin zaman zaman belirsiz ve kesin olmadığını kafiyelerin kolay ve ilhamsız olduğunu belirtiyorlar. Ben ayrıca Rose Marie Kennedy’nin hikayesi ile de cok eşleştirdim. Öncelikle ikisinin annelerinin adı da Rose. İkisinin annesi de uzun yıllar çocuklarının normal olduğunu iddia edip durumu kabullenmiyor. İkisi de çocuğunu saklıyor. Bakımevine yerleştiriyor ve uzun yıllar görmüyor. Charli’nin komşusu Fay dans etmeyi çok seviyor ve onunla dans ediyor. Rosemary’nin abisi de çay için dans ayarlıyor kardeş ile. İkisinin de kardeşleri nerede olduğunu bilmiyor kardeşlerinin. Charlie 32 , Rosemary 23 yaşında ameliyat oluyor. İkisi
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2024 8. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2024 23:57
Kahraman bakış açısı ile yazılmış 14 puntoluk bir popüler çocuk bilim kitabı. Yazar Luca Novelli normalde karikatürist. Asıl mesleğinin matematik olmadığı için sanırım biraz fazla bilgi yığılmış kitapta. Her çocuğun zevk alacağı bir kitap değil. Ancak matematiğe ilgili olan çocuklar eğlenerek okuyabilirler. içerisinde çok fazla çizim var normalde hızlı okunabilecek bir kitap ancak içindeki bilgileri sindirmek gerektiğinden uzun zaman aldı okumak. Kitabın hemen başında 2600 yıl öncesinin kahramanımız Pisagor'un yaşadığı bölgenin haritasını vererek başlaması güzel bir ayrıntı. somutlaştırma anlamında sık sık haritaya dönüş yaptık. Kitap Pisagor'un doğum hikayesi ile başlıyor. Olimpiyatlarda aldığı atletizm başarısından bahsediyor. Yaşadığı dönemdeki Tanrı inancından ve savaşlardan devam ediyor. Mitoloji ve tarih seven öğrencilerim bu bölümün üzerinde uzunca konuşmak istedi. Kitabın devamında bilime ilgi duyuyor ve Thales'i arıyor. Sayıların izinde serisinin ilk kitabından bildiğimiz üzere Keops piramidinin yüksekliğini hesapladığı için çok meşhur döneminde. ortaokul müfredatında yer alan ters açılar ve bu açıların eşitliğinin Tales tarafından nasıl bulunduğu anlatılıyor. Geometri bilgisini Thales'ten öğrencikten sonra Pisagor Doğuya doğru yola çıkıyor. Fenike de Sur şehrine ve oradan Mısır'a gidiyor. Mısırlı mimarlardan geometri uygulamaları öğrenmeye devam ederken diğer taraftan da Simya öğreniyor. Perslerin istilası ile Babil'e geçiyor. Zerdüştlüğün hüküm sürdüğü Babilde meşhur teoremini ispatlıyor ve eve dönüyor. Antik Yunan gençlerinin müziğe olan ilgisinden ve Pisagor'un müzik alanında yaptığı çalışmalardan bilgiler veriliyor. İlk okul deneyimini Sisam'da yaşıyor. Burada Venüs gezegenini keşfediyor. Dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ediyor. Müziği ölçüyor.
Pisagor ve Şu Lanet SayıLuca Novelli · Can Çocuk Yayınları · 20218 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2023 60. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2023 23:21
SAYILARIN İZİNDE 2 SIRLAR KÜTÜPHANESİ İlk kitapta mahsur kalınan gizli piramitten başlıyor Cenk, Damir ve Profesörün yeni macerası. Kitabın ilk sayfalarında Kaprekar sabiti ile tanışıyoruz. İskenderiye’de geçiyor macera. Tabi ki İskenderiye kütüphanesi ve tarihinden okuyucuyu sıkmadan bahsediyor. Cenk’in gördüğü sanrılar kullanılarak Hypatia, Arşimet, Eratosten ile karşılaşıyoruz. Eratosten 6.sınıf matematik ders kitaplarından asal sayılar konusunda karşılaştığımız bir bilim insanı. Dünyanın yörüngesi vb çalışmalarına da değinilmiş. Damir’den saklanırken kütüphane de oldukça fazla vakit geçiriyorlar. Bu noktada Rhind Papirüsü de merak edenlerin araştırmaları için sayfaların arasına bırakılıyor. Ama bu kitapta en yoğun Bernoulli ailesinden bahsedilmiş. 3 nesilden çıkan 8 matematikçi arasındaki rekabete de değinilmiş. Meraklı öğrenciler mutlaka araştıracaktır. Matematikte ve günlük hayatta kullandığımız kelimelerin kökenine de değinilmiş. “Rızık kelimesi insan iradesi dışında yaratıcının verdiği nimet, risk ise insanın kontrol edemediği durumlar.” Yine kitapta uzunluk ölçüleri ile ilgili bazı bilgilere de yer verilmiş. Özellikle kralların uzuvlarının tüm ülkede uzunluk ölçüsü olarak kullanılmasının aslında felsefi, tarihi, sosyoloji ve matematik alanında oldukça geniş bir konuşma alanı yaratıyor. Hayyam ve kübik denklemlerden de Dünyanın yuvarlak olmasından kaynaklı konum hesaplamaya çalışılırken bahsediliyor. Bir sonraki kitap da Samoslu Pisagor ile bilgiler edineceğimiz bilgisi ile macera sonlanıyor. 192 sayfalık bir kitapta matematiğin tarihi ve matematikçiler ustaca sıkmadan merak uyandıracak şekilde verilmiş. Benim öğrencilerim en çok kedilerin Mısır’da neden önemli olduğu ile ilgili bölüm ve Arşimet ile ilgilendi. Özellikle Sirakuzada ki savaşı araştırıp ayrıca
Sayıların İzinde - Sırlar KütüphanesiAhmet Baki Yerli · Acayip Kitaplar · 202063 okunma