Filiz

Puan vermedi·336 syf.··
2026 24. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:00
Bazı kitaplar yerinde ve zamanında güzeldir. Bu kitap hiçbir yerde hiçbir zamanda güzel olacak bir "başyapıt" niteliği taşımıyor bence. Üstüne bir de Booker Ödülü? Ödül benim için bitmiştir. "Ee ne oldu şimdi?"diyerek bıraktım kitabı. Ana karakter o kadar düz bir adamdı ki yüzünde herhangi bir ifade bile hayal edemedim. Boş geldi ve boş devam etti kitap benim için. Tam bir zaman kaybıydı. Bazı insanların "işte yazarın marifeti burada, karakterden nefret ettirmek de kolay değil" yazdığını gördüm. Öncelikle nefretlik bir karakter değildi hatta bence karakter bile değildi. Bir şeyler oldu ortada, o da baktı çıktı gibi bir şey yaptı. Okumazsanız hiçbir şey kaybetmeyeceğiniz bir kitap. Yazık günah şu kitaba verdiğim zamana.
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026289 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 00:00
1600lerde Danimarka topraklarında cadı olarak suçlanıp yakılan kadınlardan esinlenilerek yazılmış bir kitap bu. Olga Ravn ile ilk tanışma kitabım oldu. Başlangıç için de kötü bir kitap değil gibi. Kitapta odağa alınan Christenze Kruckow ve yine gerçek hayatta yakılan diğer kadınların isimleri birer karakter olarak yer alıyor. Bu kadınlar kurgusal bir öyküde bir araya gelerek bir nevi yad ediliyor. Gerçeği bilemiyoruz tabi ama kurguda bu kadınlar pek de masum değiller. Çok fazla olay örgüsü olmasa da yaratılan bir "mum çocuk" bakış açısından kadınların yaptıklarına şahit oluyoruz. Ravn'ın kadınların adını temize çıkarmak gibi bir amacı olmadığını söylemek gerek. Yine de kadınları yargılayan bir tarafı da yok. Anlatı parça parça, araya gerçek büyü kitaplarından büyüler ve sözler serpiştirilmiş. Tüm bunlar da özgün bir parça çıkarmış ortaya. Farklı bir okuma ama çok beklentiye girmeden okumak gerekli.
The Wax ChildOlga Ravn · Viking Publisher · 20251 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 23:33
Kısa ve öz olmasına rağmen zor okudum. Eğer hassas bir okursanız ya da üzgün olduğunuz bir dönemden geçiyorsanız tavsiye etmiyorum. İkizin kaybı nasıldır hayal edemiyorum bile ve bu kitap anlamaya biraz yaklaştırıyor okuru. Duygu sömürüsü şeklinde değil elbette ama günlük hayatın olağan ve bir o kadar zor kısımlarını ele alarak yazdığı için yazar, o kadar benimsiyorsunuz ki karakterleri içinizde bir şeyler çöküyor gittikçe. Çok doğal bir anlatımı var yazarın ve okurken yapaylık hissetmediğim için keyif aldım. Keşke konu bu kadar zor sindirilecek bir şey olmasaydı.
Bunu Düşünmek İstemezdimJente Posthuma · Koridor Yayıncılık · 2025398 okunma
10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 20:39
Gece saat 2, kitabı uyuyamadığım için pür dikkat dinliyorum. Gözlerim kapalı. Yonca o sırada Venedik'te koşuyor. Oradaki yalnızlık hissini en derinlerde hissediyorum. Ben de yurt dışında yaşıyorum, koşmaya başladım ve kendimi Yonca ile benzer yerlerde buldum. Ben yavaş ve kısa mesafe koşuyorum ama destek görmediğin kişiler ve destek gördüğün kişiler her mesafede aynı. Henüz Yonca'nın gölgesi olmama bir ömür yol var. Kimi ağlayarak kimi gülerek dinledim. Beni anlaması sebebiyle biraz fazla ağlamış olabilirim. Hüzünlü pek bir şey yok aslında kitapta, benim ağlayasım var sadece. Teşekkürler Yonca, kitaplarının devamı olsun lütfen. Senden çok şey öğrendim.
Koşmak ve Kendini Bulma SanatıYonca Tokbaş · Literatür Hayat · 202441 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 20:00
Kitap hiç beklemediğim bir yerden vurdu beni. Kitap hakkında hiçbir ön bilgi almadan okuyunca her şeyin sürpriz olması bazen böyle güzel hisler bırakabiliyor insanda. Kitapta ana karakterimiz Bilge, babasının son zamanlarında ona refakat ediyor. 2025 sonlarında Gospodinov'un Bahçıvan ve Ölüm kitabını okumuştum ve benzer temalara dokunmaları bana o kitabı anımsattı. Bir babanın ölümüne yakın çocuğunun yaşadıkları ve hissettikleri. İkisi konu bakımından benzeşse de o kadar farklılar ki. Kaptanoğlu ana karakterin yaşadıklarını bir düğümü açar gibi yavaş yavaş çözümlüyor bize. Ailesiyle geçmişten gelen ama orada kalmayan anıları tekrar yaşatıyor okuyucuya. Herkes zamanla kendi kabuğuna nasıl çekilmiş ve birbirinden uzak durmuş bunu görüyoruz. Her şeyin bir nevi kaynağı olan ama çözümü olmayan bir baba... Aile kurmak ve korumak zor iş, her şey çok kırılgan. İşte ana karakterimiz kırılmış yerlerini bizimle paylaşıyor onu duymasını istediği ama duyamadığı babası yerine. Kimsenin sahip olmasını istemeyeceğim bir aile türü bu. Fakat biliyorum ki çok daha kötüleri var aramızda.
Babam, Ev ve Yumurta KabuklarıFatma Nur Kaptanoğlu · Can Yayınları · 2024638 okunma