Fatih Taşkın

Fatih Taşkın
Düşmeden, düşünmek lazım.
"Kaderimi ben seçmedim. Rabbim ikram etti. İyiyim desem yalan olur, kötüyüm desem inancıma dokunur. En iyisi şükre vurayım dilimi, belki o zaman kalbim kurtulur." Hz.Mevlana
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kor olsa
Hayat mı kor, yoksa kalbin mi yangın yeri ? Nasıl oldu bir kıvılcım yaktı kül etti? Aşık olan kaçar mı yangından? Seninle bu gönül daldan, yapraktan. Senin adın gün olsa, Gün hangi rengi senden alsa? Güneşe tapanlar bıraksalar imanı, Senin adınla bulsalar gerçek ilahı. Bir elimde ay, diğerinde güneş olsa, Rabbim hangisi kalsın diye sorsa Kahve gözlerini göreceğim güneşi seçerdim Ay’ıda huzurunda secde etmesini isterdim Çiçekler çok sade ve masum Bakışların bir o kadar hançer ve mahsun Gamzelerin bana hayat hazzı verir Tenin dünyada cenneti âlâ tadı hissettirir Göğsümdeki ejderhayı yağmurlarla söndürdüm Gözlerimle en tehlikeli uçurumlarda süründüm Gamzeler ki bir parçadır sendeki ateşin Bana verdiğin en sıcak sevginin Bir silah yap gözlerinden Ateş değil füsun fışkırsın en derinlerden Umayım! Hasretim yedi yıla yaklaştı Sana özlemim hep taze bahardı
Şiir
Benim gözümle görseler
Seni benim gözümle görseler ya kırk satıra yada kırk katıra vururlar beni, Yokluğunda çöl misali susuzluktan önce ciğerlerimden kan gelir, dudaklarım sensizlikten çatlar, belki asarlar bedenimi Yedi gün ölmem ben, her gün ipe çekerler Ama sana sevdamı bilemezler. Karıncalar, İbrahim misali beni ipten almaya çalıştılar Ben ateşten gömleği giydim, beni ipten korkacak sandılar Asmak için bedenimi, Kırk bir kapıda beklediler beni Seni beklediğim kapıda bulamadılar bedenimi İsa misali ben sana erdim Sen sen diye diye dünya zindanında her gün seni bekledim. Küçücüktü evinin sokağı Hayalini kuran çocuk merdivenlerin başında kargalarla sohbet edip seni bekler farketmeden solu sağı Çokta karanlık bu sokak, Titrek sokak lambaları çok korkak. Islandım ben senin sokağında Gece üçe beşe bakmadım sadece hayallerim yanımda. Her sabah kapına gelmekle, kapında ölmek arasında bir yerdeyim, Bir çocuğun en masum ruhuyla sevdiği gibi gönül kapının eşiğindeki yerdeyim Ben seninle aşık oldum, yağmurla ıslanan toprağa, Uyku bilmez gecenin karasına Kaplanın avını seyreder gibi ihtirasla seni izlemedim, En metruklarda, en sessizlerde insansız ve sessiz bir dünyadaydıyım çağırmanı bekledim.
Şiir
Yok olsun
Ben dertleşirim ve sevinirim seninle, Yokluğunda, yoksul kalır, yalnız kalırım, ağlarım Hatta olmadı sokaktaki kedilerle bile ağlaşırım. Bilirmisin seninle çok mutlu oluruz. Arada sinemaya gideriz, sonra parka dondurma yeriz. Simit alır senin ki şekerli demli çay içeriz. Sonra Her yerde rengarenk çiçekler açar, Toplasan bir gamzen etmez hiçbiri. Boşver sen bu adama sorma, Heyecanlanıyor dilim tutuluyor karşında Yazdığım kadar konuşamam bilirsin karşında Sabahlarda güneş yeni doğduğunda, sen uyandığında saçlarındaki yıldızların yüzünde nasıl parıldadığını anlatsana bana. Kahvaltı yaparken, Kraliçe arının yaptığı bal mı, Sofradaki çilek reçelinin mi, yoksa saçlarında yıldızlar olan senin mi, en tatlı olduğunu düşündürsen bana? Hayat denilen ilk ve son alınan nefes, Hayat senin olmadığın anlarda sadece boş bir heves, Sensizlik bahane fark etmeksizin öldüren. Karanlık ışıkların altında altında paçavra gibi sürünen ben. insanlık denilen boş bir kalabalık, Sağım solum her yerim zifir karanlık. Yokluğunda bir kuş kafesinde bülbül misali gözyaşı döktüren. Sensiz geçen nefeslerimden gözyaşı dökülen Ellerinden zehir zemberek isteyerek içen ben. Yeter ki dilinden, kalbinden sevgini eksiltme benden. En sevdiğim kadına.
Ayak İzleri
Zamanı jiletle kazıyıp atsak üzerimizden? Kalbimde, derisini bırakıp giden bir yılan hissiyatı var. Aşk mı tutuyor beni, yoksa yaşadığım hayat mı? Kopardığım çiçeklerin acısı mı var ellerimde yoksa o çiçeklerin kokusumu var bedenimde? Ölümü unuttuğumuz günlerde Selâlar hatırlatıyor her seferinde. Ölüm yakışmaz dediklerimiz bir bir buluyor ölümün yönünü, Acıyla ve kahırla helalleşme, musalla bölümü Kalbim ayak izleriyle dolu, Yüreğimdeki yeşil otlar, çorak toprak oldu. Kahkaha atan değil, Mezarlıkta dolaşan insan izleri var yüreğimde, Zılgıtlar var kahkaha yerine. Bütün dişlerimizi göstererek gülmek varken, Kalbimizi dişlerimizin arasına koyup kanata kanata ağlamak neden? Kemiklerimi kırdım tarak yaptım, Her gece saçlarını taradım Düşen saçlarından urgan yaptım, boynuma doladım. Umayım! Sert rüzgarlarla savruldum, O rüzgarlarda beni kurşun gibi vurdun Hayat fırtınalarla geçecek sandım Tohumlar fırtınalarda yerini bulurmuş ben kalbine vurulunca anladım. Yaşamak ve gülmek seninle güzeldi
Şiir