Osmanlı’nın Filistin ve Suriye cephelerinde yenilgiye uğramasında büyük katkısı olduğu kabul edilen yahudi gizli örgütü NİLİ’ nin kuruluş ve faaliyetleriyle ilgili bilgileri içermekte. Her ne kadar karşı cephede bulunsalar bile, kurucu birkaç kişinin büyük casusluk başarısının ve kendilerini feda edişlerinin İsrail devletinin kuruluşuna ön ayak olması, idealist insan tiplemesinin takdir edilebilecek yönünü göstermesi açısından örnek bir kitap.

Kتbra Çimen, bir alıntı ekledi.
18 saat önce · Kitabı okuyor

Beytü'l Makdis
Ramazan'ın 11. Günü
Filistin(Beytü'l Makdis, İslam alemi) zor durumda... Oradaki kardeşlerimiz, her çeşit yardıma ve ısrarlı dualara muhtaç. O halde bunun için sürekli çaba gösterelim. Filistin(Beytü'l Makdis, İslam alemi) halkı için sürekli yaptığımız günlük bir duamız olsun. Hele bu duamız iftar sırasında olursa ne güzel olur! Çocuklarımızın da bu duaya amin demesini sağlayalım..

Ramazan'da Kalplerimizi Nasıl Canlandırabiliriz?, Mecdi El-HilaliRamazan'da Kalplerimizi Nasıl Canlandırabiliriz?, Mecdi El-Hilali

Dünyanın neresinde bir mazlum ve mağdur varsa şefkat elini uzatan Türkiye, #Filistin’de yaşanan insanlık dramına da sessiz kalmıyor. “Filistin” yazıp 1866’ya SMS göndererek veya (link: http://www.afad.gov.tr) afad.gov.tr ’yi ziyaret ederek siz de bağış yapabilirsiniz.

Rabbim zayıf düştük, senden başka kimsemiz yok..

#Filistin #Gazze

Fransızlar 50 yıl Alsas-Loren'i sayıkladılar. Hem de halkının çoğu Alman olduğu halde... Biz niçin kendi Alsas-Lorenlerimizi istemeyelim?

Yirmi asırdır esir yaşayan Yahudiler Filistin davası ardında iken, Bulgarlar bir defa işgal ettikleri Trakya'yı isterlerken, Yugoslavlar vaktiyle bir defa sefer ettikleri Selanik'ê hasret çekerken, Araplar Antakya ve Adana'yı benimserken, Mısırlılar Sudan'a sahip çıkarken, Moskoflar Kars ve Ardahan'dan dem vururken biz niçin eski yerlerimizi istemeyelim?

Altın-Işık, 5. sayı, 25 Mayıs 1947

~ Hüseyin Nihal Atsız ~

Elif, bir alıntı ekledi.
25 May 23:38 · Kitabı okuyor

Yahudilerin iddia ettikleri 'tarihi hak', Şeyh Abdülmuizz'in dediği gibi aslı astarı olmayan bir hurafeden ibarettir. Çünkü onlar Filistin'de gurbetteydiler. Anavatanları sıfatıyla orada hiç kalmadılar. Tevrat, bu hususu açıkça dile getirmektedir.
Gurbetteki bir yabancı veya bir yolcu, bulunduğu yerde kendisini barındıran bir toprak parçasında yahut altında gölgelenip dinlendiği bir ağaçta nasıl hak iddia edebilir? Kaldi ki, onlar Filistin'de hiçbir zaman isçi ya da yatırımcı statüsünde olmadılar. Aksine bir dizi kanlı saldırının faili olarak karşımıza çıktılar. Bu topraklar üzerinde gerek birbirleriyle -Yehuza ( Yahuda ) ile İsrail- gerekse Filistinlilerle aralarında aralıksız devam eden savaşları icra edenler hep onlardır.

Her Müslümanın Ortak Davası Kudüs, Yusuf El Karadavi (Sayfa 58)Her Müslümanın Ortak Davası Kudüs, Yusuf El Karadavi (Sayfa 58)
Kendine Şair, bir alıntı ekledi.
25 May 15:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Bize ne Mısır'dan, Suriye'den, Filistin'den!" diyen cami cemaatine, Facebook ya da Twitter cemaatine hangimiz şahit olmadık ki?

Ey Kudüs!, Mehmet DeveciEy Kudüs!, Mehmet Deveci
Fatih Baybars, bir alıntı ekledi.
25 May 01:14

Avrupalının "Küçük Asya" dediği Anadolu'yu bir at kafasına benzetecek olursak onun kulaklarını Kafkas dağlarında,boynunu da Suriye ve Filistin çizgisi üzerinde bulabiliriz.Ağrı dağından Mezopotamya'ya inen,oradan Urfa yoluyla Şam'a kıvrılan,oradan da Filistin istikametinde caddeleşen ve hem ilk hem de son hedefini Kabe noktasında düğümleyen bu yol,peygamberler geçididir.Peygamberler geçidi ve insanlığın nefes borusu...Kalp noktası daima Mekke...

İhtilal, Necip Fazıl Kısakürekİhtilal, Necip Fazıl Kısakürek
Zeynep, bir alıntı ekledi.
25 May 00:25 · Kitabı okuyor

Filistin Araplar için adeta cami avlusunda bulunan sahipsiz bir bebek gibi. Konuyu siyasi malzeme haline getirmek, ciddi çözümler üretip yarayı iyileştirmekten daha kolay geliyor.”

Kudüs Yazıları, Taha Kılınç (Sayfa 52 - Aşina Yayınları)Kudüs Yazıları, Taha Kılınç (Sayfa 52 - Aşina Yayınları)
İsmail | Synergy, İsrail Siyasetini Oluşturan Efsaneler'i inceledi.
24 May 22:23 · Kitabı okudu · 16 günde · 8/10 puan

Son yüzyıl içinde Hitlerin Yahudi soykırımı yaptığını çoğumuz duymuşuzdur. Efendim gaz odaları, ceset yakma fırınları, toplu biçimde ateşte insanları yakmalar filan. Resmi veya adına ne derseniz deyin, işte o rakamlara göre 6 milyon Yahudi insanı soykırıma uğramıştır. Peki bu ne kadar doğrudur? Meşhur Auschwitz toplama kampında yaşananlar gerçek midir? Çekilen bazı fotoğraflar ve sonrasında yapılan dram filmleri bu soykırım iddialarını daha da güçlendirerek insanlığa fayda mı zarar mı veriyor? Fransız Yazar Garaudy, bu soykırım iddialarına tarihi belgelerle değiniyor. Hem de büyük bir titizlikle. Nitekim Fransa'da yayınladığı kitabı yasaklı duruma düşüyor ve kitabını bazı ülkelerde basmak zorunda kalıyor. Çünkü eserinde değinmiş olduğu esas konu, katledilen Yahudi insanların üzerinden prim yapmaya çalışan Yahudi lobisi. Nazi Almanyası döneminde yüzbinlerce insanın özellikle Yahudilerin kamplarda veya bazı şehirlerde eziyet görmesi, öldürülmesi, birtakım zengin Yahudilerin, bugünkü İsrail'e göç adı altında yerleşerek, büyük güce(İsrail'e), bir medeniyetin temelleri atılma şansını veya sebebini oluşturmuştur.

Öncelikle kitapta dikkatimi çeken Gaz odaları konusu. Birkenau'da bulunan 46 adet fırın günde 4400 ceseti yakıyormuş. Lagace adlı bir kişi de, bu fırınların teknik özellikleri bakımından günde en fazla 150 gibi bir ceseti yakacağını söylüyor ve 4400 sayısı iddiasını imkansız ve saçma buluyor. İşte bu türden açıklamarla yazarımız derinlere iniyor ve belgelerle sunum yapıyor. Gaz odalarının fotoğrafı dahi olmadığını, ileriki yıllarda Yahudilerin birkaç kopyasını yaparak insanlığa bir dram sahnesini sergilediğini bahsediyor. Tabii asla red etmiyor. Çoğu insanın gerçekten zulüm gördüğünü, ağır işlerde çalıştığını, tifüs ve koleradan yaşamlarını kaybettiğini bir bir açıklıyor. Tabii ilerili yıllarda Nuremberg Mahkeme ve diğer kuruluşlar, ölenlerin sayısının 6 milyon değil de, 1 milyondan biraz fazla olduğunu açıklamışlardır. Peki azımsanamayacak bu 5 milyon sayısı nereden çıktı?

Şimdi de İsrail ve Filistin konusu hakkında eser ve yazarın bağlantısından biraz bahsedeceğim; Bazı Yahudi kesimlerinin açıkça söylediği bir metin vardır: '' Bizim gelip yurtlarını ellerinden alıp dışarı attığımız anlamda değil ama gerçekten var olmadıkları için Filistin halkı biye bir halk yoktur.'' Aslında bu söz ne kadar açık ve nettir. Yani İsrail Filistin yok olup kendileri tamamen hakim oluncaya kadar kimseyi dinlemeyecektir. Bu savları gerek Dünya politikalarında izlediği güç gösterisi, gerek Abd Başkanlarının Yahudi lobisine itaatleri manasında değerlendirebiliriz. Bu kitabı okudum, gerçekten şok oldum bazı yerlerde. Mesela 1967 yılında İsrail Golan Savaşı bahanesi için ABD gemilerini bombalıyor. Hem de bile bile. İşte vaad edilmiş topraklar için dolarlarının gücüne sığınan İSrail kardeşini vuruyor ve kimsenin aklı almıyor. İşte burada Yahudinin ne şeytani bir güçte olduğunu anlıyoruz.
Tabii bununla bitmiyor. Malum kampta bulunan ateş çukurları diye bahsedilen yerlerin birer bataklık olduğu ve buralarda bu ateşlerin yakılamayacağı tespit edilştir. Bir de edebiyat yönü var ki, burada da karşımıza Yahudiler çıkıyor. #29614705

Aslına bakarsanız İsrail Devleti, ne Yahudileri ne de tüm ırkları düşünüyor ve de onlara saygı duyuyor. Tamamen vaad edilmiş topraklar ve üstün ırk inancı ile hareket ediyorlar. Bu uğurda önlerine kim çıkarsa hem ekonomi hem askeri güç kullanacağı çok bariz. Dünyaya bakıyorum da kimsenin gıkı çıkmıyor. Çünkü her yönüyle 'gizli'/ 'lobi' bir güç var ortada. İnancımdan dolayı derim ki Allah ve yolundan ayrılırsak bizler de bu lobinin kölesi olacağız ve oluyoruz da. Soykırım hiçbir zaman iyi değildir ve ölü sayısının rakamsal değeri olmasa da bu sayıların abartılması da tarihi açıdan asla hoş karşılanmaz. Ve genel olarak bakmak lazım. Bir yandan Nazi katliamlarını unutmayacağımız gibi, bir yandan da Dresden, Hiroşima ve günümüz Halepte yaşanan katliamları da unutmamalıyız. Yahudi insanlarının yasını tutan zihniyet, Suriye'de ve diğer ülkelerde acımasızca yitip giden canları, öldürülen bebekleri ve yine gaz odası mantığıyla hareket eden kişiler, fosfor ve klor gazlarıyla can çekişip ölen onbinlerce insanın da yasını tutacak mı?