Ama biliyordum, onun için en doğrusu gitmekti. Çünkü bazı insanlar “gitmek” fiiliyle yan yana yaşardı bu dünyada. Aşkmış, vefaymış, zamanmış, ömürmüş… hepsi boş bir hikayeydi. Bazı kalpleri zincirlesen de durmazdı; gözleri hep uzak yollara takılırdı.
Ben o zamana kadar bütün musibetlerin hep başkalarının başına geldiğini sanıyor, yeryüzündeki bütün iyi romanların belki de bu yalana inanalım diye yazıldığını düşünüyordum.
Çünkü eğer rüyaları saymazsak, uyku tıpkı ölüm gibiydi; her şeyi silen yaşadıklarımızı bir süreliğine de olsa sindirmemize yarayan bir unutma hali. Bazı uykular unutmanın diğer adıydı.