(Kitaba 2021’in temmuz ayında başladım. Okumaya ara verip, araya başka kitaplar girince de, bitirmek anca 2022’in mart ayında nasip oldu :) )
Bu kitap benim okuduğum ilk pedagojik kitap. Bunu bir okuma grubundaki hocamız tavsiye etmişti. Sadece çocuğu olanların okuması gereken bir kitap değil, aynı zamanda insanın kendini anlamasına ve tanımasına yardımcı olabilecek bir kitap demişti. Hakikaten de öyle. Bu kitap insanların belli başlı davranışlarının altında yatan sebepleri anlamanızı sağlıyor. Hepimiz, insanın karakterini çoğunlukla çocukluğundaki yaşamının etkilediğini biliyoruzdur. Ama bu kitapta verilen örneklerle çok daha net bir şekilde anlıyorsunuz. Mesela şiddetin ve bağırmanın çocukta olumsuz etki oluşturacağını hepimiz biliriz. Ama bu kitapta günlük hayatta konuştuğumuz ve normal sandığımız bazı konuşmalarımızın da aslında çocuğu ilerki yaşlarda ciddi bir biçimde etkileyebileceğini görüyorsunuz. Hatta kitapta şöyle geçiyor:
‘’Anne babaların en ciddi yanılgısı, çocukları ile problem yaşamadıkları sürece, her şeyin yolunda gidiyor olduğunu sanmalarıdır. Halbuki çocuk dünyası öyledir ki, çocukluk yıllarında herşey yolunda gibi görünse de, birçok problem yetişkinlikte ortaya çıkmaktadır.’’
Kitapta birde çoğunluk olarak Anadolu pedagojisi ve Batı pedogojisinin farklarından bahsedilmiş. Birkaç örnek vermek gerekirse, Anadolu pedagojisinin çocuğa çocuk olarak değilde önce insan olarak ve Allah'ın kulu olarak bakmamız gerektiğinin vurgulandığı söylenmiş. ‘’Ona yapılacak en küçük bir saygısızlık Allah'ın insan ruhuna koyduğu benliğe karşı bir saygısızlıktır ve dolayısıyla Allah'a saygısızlıktır’’ denmiş. Bu hakikaten önemsenmesi gereken bir hakikat.
Yine Batı pedagojisinin hedefi etken- bireysel çocuk yetiştirmekken, Anadolu pedagojisinde hedefin etken ve kollektif