Yâr gidiyor musun?
Gitme; içimde bir korku var
Biliyor musun?
Böyle başlar ayrılıklar
Gel biraz; kokunu bırak
Baharımı al; soğuktur oralar
Ağlıyor musun?
Ağlama, hayırlar uğurlar
Gurbete giden döner mi dönmez mi?
Belli değil bilirim
Ben bir karaağaç gölgesi buldum
Cebimde ümitlerim
Sonra aramıza şehirler girecek,
Hiç karşılaşmayacağız.
Tesadüfler bile bir araya getiremeyecek.
Sonra belki birimiz öleceğiz,
Diğerimiz hiç bilmeyecek..
Süphan dağı'nın kuş uçmaz kervan geçmez yamaçlarında avcı bir genç gezinirdi. Adı Siyabend’di. Aslen Silivi köyündendi. Bu yüzden her kes ona Silivi’li Siyabend derdi. Avcıların içinde en cesaretli en atılgan en yakışıklı olan Siyabend’in gönlü Xecê’de idi. Xecê de oldukça güzel bir kızdı. Güzelliği bölgede herkesin dilinde idi. Görenler ondan başka bir şey konuşmaz, tüm sohbetlerin tek konusu idi. Yakışıklı olması Siyabendin Xecê’yi istemesine yetmiyor, fukaralık boynunu büküyordu. Bu nedenle Xecê’yi isteyemiyor, aşkı ile için için yanıyordu. Çünkü Xecê’nin başlığı dönemin en yüksek bedeli idi ve bu da Siyabend’in gücünün çok ötesinde idi.
Her şeye rağmen Xecê de Siyabend’i seviyordu. Ne babasının serveti ne de siyabendle olduğu zaman, baba evinde bulamayacağı rahatlık, xecê’nin umurunda değildi. O’nun da gözü Siyabend’den başkasını görmüyor, Siyabend olsun da varsın yerde yatayım diyordu. Aslında Xece'nin babası da Siyabend’i beğeniyor fakat çevrenin dilinden kurtulmak için Xecê’yi şanına yakışır bir başlıkla vermeyi düşünüyordu.
Siyabend’in yiğitliğine, mertliğine ve saygısına doyum olmazdı. Ama ne yazıkki fakirdi. Ne Xecê’nin babasının isteyeceği başlığı verebilir ne de bu konuda adım atabilirdi. İkisi de dengbêj idiler. Gizli gizli buluşur yüreklerindeki yangını bir nebze olsun söndürürlerdi. Siyabend buluşmalarında, başını Xecê’nin dizine yatırır, karşılıklı stran söylerdi. bazen söz Xecê’nin başlığından açılınca da, Xecê ağlardı. Siyabend xecênin ellerine sarılır, gönlünü alırdı. Çünkü Xecê’nin her damla göz yaşı Siyabend için bir azap oluyordu. Xecê’nin ağlamasına tahammül edemiyordu. her seferinde Xecê’ye “Ne olursa olsun seni alacağım. İster iyilikle, ister kötülükle. Hatta ister sonunda ölüm bile olsa senden olmam” diyordu.
Bir gün aşiretin delikanlıları