"Uyan hadi! Geldiler! Bizim için!"
Uyanmadı. Bana seslenen insanların içinde ben de ona, ilk ve ölümsüz aşkıma seslendim ama beni duymadı, gözlerini açmadı, gülümsemedi. Önce gözlerini kaybettim, sonra gülümsemesini, sonra ellerini, vücudunu, sonra nefesini... Herkes bana bağırdı, ben ona. Herkes beni kurtarmayı istedi, ben onu. Gözkapakları sonsuza kadar kapandı ve ben titreyen ellerimle onun nabzına uzandığımda, parmaklarımda hiçbir canlılık hissetmedim.
Oğuz öldü.
Ve bu dünyanın en acı cümlesiydi. Oğuz öldü.
Ve bu dünyanın en acı şeyiydi.
Onu haykırarak uğurlamadım, susarak uğurladım. Sesli ağlamadım, aksine çok sessiz ağladım. Uzandım ve yanaklarını, alnını, gözkapaklarını, burnunu, çenesini, yüzünü bir araya getiren her şeyini öptüm. Hıçkırıklarla sarsılarak, ona sarılarak, her şeyimi kaybettiğimi bilerek... Bana seslendiler ama bana ulaşamadılar. Gözlerimi kapattım ve beni kurtarmaya gelmiş olan bunca insanın sesinin arasında Oğuz'un seni seviyorum diyen sesini seçtim.Şimdi herkes kurtulduğumu, kazandığımı, her şeyin yoluna girdiğini düşünüyor ama aslında hiçbir şey öyle olmuyor. Ben, bu istasyonda solumu bırakıyorum ve çıktığımda, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, biliyorum. Buradan çıkacağım ama beni ben yapan her şeyi burada bırakacağım. Sadece çıkmış, nefes almış olacağım ama bu yaşayacağım anlamına gelmeyecek.
ilk ve sonsuz aşkımın yüzüne kapandım ve ağladım. Şarkı Oğuz için bitti,Fakat ikimiz de dans etmeyi bıraktık.