"Kaplumbağaları neden severim biliyor musun, Baran?" "Evlerini sırtlarında taşıdıkları için, bu bana aslında her şeyin bizde bittiğini anımsatı yor. Varımızla yoğumuzla bir bütünüz." "Hani hep bir yuva aradık ya kendimize, hani evi mizi hiç yuva olarak görmedik, hani hep kaçmak istedik babalarımızdan... Hani birileri hep mezarlıklarda uyudu ya bu yüzden. Belki de hepimiz burada yanıldık ve kap lumbağalar haklıydı; yuvamız dört duvarı olan bir beton yığını ya da dizlerinde yatmak istediğimiz anne babala rımız değildi... Kendi zihnimizin içiydi daima ve biz de en çok bu yüzden kaçtık. Kafalarımızın içindeki düşün celer mahvetmedi mi bizi, herkesle savaşıp kendi kendi mize yenilmedik mi?"
"Gerçek tutsaklık kafesin içinde olmak değil," dedim başımı yere eğerek. Birkaç saniye geminin hareket etmesini beklerken duraksadım. "Sen kapısı açık bir kafesin içindesin; asıl tutsaklık bu."