"Okuyacağın kitapta bir cümle var," diye mırıldandi. "Birine ağzınla söyleyemeyeceğin bir şeyi yazmanın hiçbir değeri yoktur." Çenemden elini çektiğinde bir an boşluğa düşmüş gibi hissetmiştim ama ifademden ödün vermedim. "Birine gözlerinle söyleyemeyeceğin bir sözü de ağzına sürmenin hiçbir değeri yoktur Ada."
Nietzsche'nin bir sözü var: "Unutan iyileşir." Dünyanın böyle döndüğünü sanmıyorum.
Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, gözün gör düğünü aklın unutması mantıklı gelmiyor bana. Unuttum diyen; eşyalarla dolu karanlık bir odada, her şeyin üzeri ne kapkara bir örtü örtse mesela; hiç yokmuş gibi onların üzerinden yürüyebilir mi? Görmezden gelebilir, evet, yok sayabilir belki ama inkâr edemez.
O anılar yaşandı.
Sen oradaydın.
O duyguları hissettin.
Şimdi göğsünden söküp atamazsın öylece. Geçmiş, bir kıyafet değil; istediğinde giyip istemediğinde çıkaramazsın.
Ama ya o karanlık odada, her şeyin üzerinde bir örtü olduğunu bilmiyor, adım dahi atmıyorsan ve hiç atmadıysan içeri; bir gölün dibine çökmüş geçmişini hatırlayabilir misin?