"Sadece..." diye devam etti Alex. Küçük bir odada İngiltere Prensi'yle malzeme dolabına sıkışmış bir halde güvenlik tehdidi geçsin diye beklemesiyle son bulan kâbus gibi iki günden sonra doğru kelimeleri bulmakta gittikçe zorlanıyordu. "Emin değilim. Bizim işimiz gerçekten çok zor. Hele benim için daha da zor. Ben Amerika'nın ilk kadın başkanının oğluyum. Onun gibi beyaz tenli değilim. Hatta onunla alakam bile yok. İnsanlar bana her zaman kötü davranacaklar. Sense, bilirsin işte, sensin. Sen bütün bu zenginliğe doğdun, herkes seni gerçekten beyaz atlı prens olarak görüyor. İnsanların, ne yaparsam yapayım, kıçımı yırtsam bile beni her zaman başkalarıyla kıyaslayacağının yaşayan örneğisin."
Henry bir süre sessiz kaldı.