Roman boyunca Vietnam Savaşı’nın insanların hayatlarında açtığı derin yaralar, göçün getirdiği yalnızlık ve aidiyet arayışı etkileyici bir şekilde işleniyor. Ancak beni en çok etkileyen bölüm, hayatını kaybeden çocukların seslerinin zaman zaman hikâyeye dahil olmasıydı. Onların konuşmaları, savaşın istatistiklerden ibaret olmadığını; her kaybın yarım kalmış bir hayat, yarım kalmış bir çocukluk olduğunu hissettirdi.
Vietnam kültüründe, ölen kişilerin uygun şekilde uğurlanmaması hâlinde ruhlarının “gezgin ruhlar” olarak dünyada dolaşmaya devam ettiğine inanılıyor. Kitap adını da bu inanıştan alıyor. Hayatını kaybeden kardeşlerin ruhlarının anlatıya eşlik etmesi, hikâyeye hem hüzünlü hem de büyüleyici bir derinlik katıyor. Özellikle kardeşlerin yıllar sonra onların küllerini alıp yanlarında taşımaları
beni derinden etkiledi.