Hava kapalıyken daha çok yazmak geliyor içimden.
İçimdeki sıkıntıyı kağıda dökmek,
insanlar arasına karışmamı sağlıyor.
Ne zaman dolsa içim,
çekilmez bir çocuk gibiyim.
Düşüncelerim ellerimin kelepçesi,
kağıt, kalem anahtarı.
Ne zaman serbest bıraksam,
savruluyorum ordan oraya.
Ben de acı çekerdim.
Her şey çıkıp gitti yüreğimden,
bilemedim nereye, başlangıçta;
ama sonra hepsini orada buldum,
bütün duygular, ne varsa beni ben yapan,
toplanmıştı, biribrini itip bağırmaktaydı
kıpırdamayan, duvarlaşmış gözlerin önünde.
O aldatılmış duygularım, hep birlikte...
Bilmiyorum yıllar mı sürdü öyle durmaları,
ama ben, hepsinin kırgın, geri döndükleri
ve artık kimseleri tanımadıkları
haftaları biliyorum.
Dimdik ve iyi olabilir ruhum;
ne var ki eğilmeden taşıyacak güçte değil
yüreğimi, çarpık damarlarımdaki kanı
ve içimin bütün acılarını.
Ne bir bahçesi var, ne de bir yatağı,
Bütün yapabildiği, konmak iskeletime
korkudan titreyen kanat darbeleriyle.
Kalabalık için yaratılmıştır geceler,
gece seni ayırır komşundan,
buna aldırmadan gitmemelisin kapısına.
Ve odanda geceleyin ışık yakarsan,
bakmak için insanların yüzüne,
iyi düşünmelisin: Bakmak, ama kime.
Korkunç çirkinleşmiştir insanlar,
yüzünden damla damla akan ışıkla,
ve gece toplanmışlarsa bir arada,
sallantıda bir dünyadır gördüğün,
ne varsa karışmıştır birbirine.
Alınlarında sarı bir ışık
bastırmıştır bütün düşünceleri,
şarap kıvılcımlanır bakışlarında,
ağırlaşmıştır elleri, konuşurlarken
yaptıkları hareketlerden;
Ben, Ben derler boyuna
ve demek isterler ki: Herhangi biri.