Doğruca atların bulunduğu çitlere gitti. Sahibini görünce kişneyerek sevincini belli eden emektar atının üzerine kuyruğundan boynuna kadar uzanan ve elbisenin renklerine uygun bir eyer altlığı ile eyerini özenle yerleştirdi. Atının dizlerine kadar uzanan bu tarz altlık Mısır ve Suriye'de pek kullanılmazdı. Usta biniciler gerektiği zaman atlarının sağ ve sol yanlarına bazen de karın altlarına bir kene gibi yapışarak görünmemeye çalışırlardı. Altlığın bu şekilde uzun olması süvarilerin fark edilmelerini zorlaştırdığı için önemliydi. En zor saklanma biçimi de dörtnala giden bir atın karın altına yapışmaktı, bu pek az süvarinin yapabileceği bir hünerdi. Böyle durumlarda uzaktan bakanlar sahipsiz ve boş bir attan başka bir şey göremezken, düşmanın gafletinden yararlanan süvari ise aniden atın üstünde belirip okunu fırlatırdı.
O herhangi bir kadın değildi. Ülkenin genel siyasetini ve bu siyasetin belirlenmesinde etkili olanların zayıf ve güçlü yönlerini çok iyi tanıyordu. Sıradan bir cariye iken ona asalet katarak Şecereddür yapan Sultan kocasıydı.
Aralarındaki düşmanlık öylesine ileri boyutlardadı ki, bir Eyuboğlu diğerinden iki karış toprak alabilmek için Haçlılarla bile işbirliği yaparak, dedeleri Selahaddin Eyyubi'nin kemiklerini sızlatmaktan çekinmezler.