Dîlber

Dîlber
@flankes1001
Sıfatlardan hoşlanmayan sıfatsız bir şekilde gergedanlaşmadan insan kalmaya çalışan biri...
Bakara Suresi
119. (Ey Muhammed!) Doğrusu biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak (Kur'an) ile gönderdik; cehennemliklerden sen sorumlu değilsin
Server Yayınları
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
henüz özgürlüklerinin iktidarsız bir özgürlük olduğunun farkında değillerdi.
YKY Yayınları
Alıntı
Belki birilerini sevebilmek için onları haddinden fazla taniman gerekiyordur, ama birinden kırk üç yıl boyunca nefret etmişsen onu da haddinden fazla tanırsın, madem öyle belki öylesi daha iyidir, belki daha hoştur, çünkü kırk üç seneden sonra artık seni şaşırtamaz, çok memnun edemez ya da çileden çıkaramazlar.
YKY Yayınları
Alıntı
Değişen birşey yok!
Yahudiler bir arada bulundukları zaman ne kendilerine ne de çevrelerine huzur veriyorlardı. Ya birbirlerini yiyor ya da çevrelerini huzursuz ediyorlardı.
Sayfa 234 - Timaş Yayınları
Alıntı
Çünkü Allah birdir ve Allahu Teâlâ kainat kurulalı beri yarattıklarına hep aynı dini göndermiştir. Peygamberlerin şeriatları arasında küçük farklılıklar olsa da hep aynı tevhid dini gelmiştir. Ancak insanlar sonradan bu dini kendi menfaatleri çerçevesinde değiştirmiş ve bozmuşlardır. Şu durumda tarihte zuhur etmiş ve bozulmuş bu ilahi dinlerin bozulmadan önceki hâllerine inanmış toplumlar ile bizler aynı dine inanmış oluyoruz. Yoksa Allahu Teâlâ, İslamiyet öncesinde gelmiş ve son Peygamber Hz. Muhammed'e tâbi olmamış bu insanlardan Kur'ân-ı Kerim'de övgü ile bahsedip, bu kişileri bizim de bilip takdir etmemizi, örnek almamızı neden istesin? Buna göre ortaya iki ayrı grup çıkıyor. Birincisi, Hz. İsa'nın ve havarilerinin inandıkları ve yaşadıkları gibi inanıp yaşayanlar ki biz bunlara, sonradan bu dinin bozulmuş hâlini tatbik edip kendilerine Hristiyan diyenlerle karıştırmamak için "İsevi" diyoruz. İkinci olarak da birtakım nedenlerle Hz. İsa'nın peşinden gittiklerini iddia ettikleri hâlde onun getirdiği inanç ile taban tabana zıt bir yaşantı içinde olan Hristiyanlar ki maalesef onların ne Hz. İsa'nın yaşantısı ne de ibadetleri ile bir alakaları vardır. Hz. İsa'nın getirdiği inançta namaz, abdest, oruç, sünnet olma, içki içmeme, zina etmeme, Allah'a ortak koşmama vb. nice emir varken Hristiyan dünya tam tersini yapmaktadır. Üstüne üstlük bu dine teslis (kutsal üçleme) gibi, tevhid dininde olamayacak bir inancı ve putperestlik alametini; baba, oğul, kutsal ruh çarpık anlayışını da getirmişlerdir.
Sayfa 209 - Timaş Yayınları
Alıntı