Kelimelerin bir etkisinin olması, bir insanı harekete geçirmesi, durdurması, güldürüp ağlatması: Daha çocukken bile bir muamma gibi gelirdi bu ona ve bundan etkilenmekten hiç geri kalmamıştı. Nasıl başarıyordu bunu kelimeler? Büyüye benzemiyor muydu?
Gregorius'un bakışları adamı sıyırıp ışıklı evin içine yöneldi. Yıpranmış goblen kumaşla kaplı bir kanepe. Kanepeye uymayan iki koltuk. İçinde tabak, çanak ve küçük, renkli porselen biblolar olan bir vitrin. Duvarda bir haç. Tek bir kitap yok. Böyle biri olmak nasıl bir şeydi?