Sosyoloji üzerine yüksek lisansını İngiltere'de yapan bir ilahiyatçı Ali Köse hoca. Kitabı sosyolojik alt metinlere yer vererek çeşitli örnekler ve değerlendirmeler yapıyor özellikle de toplum-din ilişkisini yeri gelince din-bilim ilişkisini inceliyor. Yer yer tekrara düşmüş bulduğum noktaları oldu fakat yine de okurken zevk aldığımı söyleyebilirim. Özellikle de dinin keskinligi ve insan psikolojisi üzerindeki tatminliği üzerine tespiti çok ilgimi çekti. İnsan dini değerlerinin bozulmasını istemiyor dindar bile olmasa. Belki günün sonunda korundugundan emin olduğu inancına sığınacak umudu taşıdığı için. Adeta bir müzedeki eşya gibi bozulmamış korunmuş orda bir yerde muhafaza edilmesi istiyor diyor. İnançsızlık akımının yaygın olduğu dönemlerden de yer yer değiniliyor ve şöyle bir degerlendirmesi var hocanın diyor ki pek çok filozof 21 yy inançsızlık çağı diye atıfta bulundu fakat insanların en çok dinlere ve inançlara döndüğü bir çağa doğru gidiyoruz ve onlar yanıldılar. Bu semavi dine yönelim olur olmaz değil bir inanç furyası alıp başını gidecek l ve bunun gittikçe yaygınlaştığını çeşitli veriler eşliğinde okuyucuya aktarıyor. Laiklik üzerine tespitler vardı ve bence çok yerinde ve beğendiğim kısımlardan biriydi. Laiklik ve modernliği ilişkilendirerek hangi laiklik diyor. ABD laiklikten bahsedeceksek ABD modern bir ülke değil mi diyor yine İtalyanin vatikanindan söz edeceksek İtalya modern bir ülke değil mi diyor. Çok yerinde sorular. Modernliğin bir kalibi olmadığını olacaksa da bunu toplumsal değerlere göre degerlendirecegini söylüyor. Darwin ve kapitalist düşüncenin öncülerinden yer yer dinsizlik üzerine soylerimden ve bir sonraki yy fikirlerinin sonu olduğunu, din toplum için gerekli sözüne geldiklerini dile getirerek makul bir zeminde sunuyor. Pek okunmamış olsa
"Maddi-manevi mahrumiyetlere maruz kalıp acılar yaşayan, hatta geçimsiz bir evliliğe tahammül etmek zorunda olan bir insana, ilerleme efsanesinin o büyük ideallerinin, fen bilimlerinin o inanılmaz zaferlerinin veya devrimci hareketlerin sunacağı hiçbir şey yoktur…"