Yine Zweig’dan okuması oldukça keyifli, akıcı, adeta sayfaları elimden kayan bir novella. En ünlü yazılarından biri olmasına rağmen bir çok kitabından sonra okudum Satranç’ı. Dolayısıyla sonununda beni şok edecek plot twist’i bekledim okurken. Fakat bu seferki plot twist, plot twist olmamasıydı.
Kitap, New York’tan Buenos Aieres’e giden bir yolcu gemisinin içindeki kültürsüz ve bu kültürsüzlüğü ketumluğuyla gizlemeye çalışan köylü bir satranç dehası, Nazi işkencesinde kendini tesadüfen satranca verip kitaptaki tabirle “satranç zehirlenmesine” yakalanan Dr. B ve gemideki diğer yolcular etrafında dönüyor. Hikayeyi hakkında pek bir şey bilmediğimiz bir yolcunun ağzından dinliyoruz. Bizim onun hakkında pek bir şey bilmediğimiz gibi o da satranç hakkında pek bir şey bilmiyor. Böylece kitap, satranç hakkında çok bir şey bilmeyen bir okur için bile gayet anlaşılır bir anlatıma sahip olmuş oluyor ve okuma zevkini düşürmüyor.
Okurken gayet hoş vakit geçirdiğim, cümlelerin yalınlığına karşı kapsayıcılığına hayran olarak okuduğum bir kitaptı.
Kütüphaneme hoş geldin sevgili Satranç