"Bu susmalar bilmenin susmalarıdır, bilmemenin değil, sözün yetmediği yerdeki bilmenin. Bitişin değil başlangıcın, tükenişin değil hazinenin. Susarak söylemek bu işte: 'Cana can katan sözü susarak söylemek daha iyidir.' Nasıl? Sözün ihanetine uğramadan, üzerinden sözcük geçmeden "söyleme"nin üzerine sözcük değmeden."
"Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman. Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar ama sular durulmaz dalgalanmadan. Suda selamlarız hayatı suda vedalaşırız hayatla. Bir yudum su hayattır canlı olan her şeye."
"Bir bardak suda okyanus saklıdır çünkü kalbinde gözü olana. Ve dahi bir bardak suda fırtına koparır kalp gözü kapalı olan. Yine de bir bardak su bütün sularla aynı özellikte bir şeydir. Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi ay'ın cazibesinin etkisindedir? Bu yüzden mi içimiz gel git halindedir?"