Kumaşa "çapıt" , eser'e "yapıt", cevaba "yanıt", denile "kanıt" denilen bir ülkede elbette ki musiki de "müzik" olur ve siz bir takım düşük seviyeli ekran şovmenlerine "sanatçı" demek zorunda kalırsınız.
Bir kitap kurdu çıkıp ‘güncel kitaplar’ için “Benim gündemim güncel değil!” diyebilir. Yâhut ‘dünya klasikleri’ söz konusu olduğunda, “dünya” yerine “ahiret”i koymayı teklif edebilir.
Kitap kurtları... yazarken gözlerini kapatsalar da okurken kalemlerini asla ellerinden bırakmazlar. Satırların altını üstünü çizer, boşlukları işaretlerle, yaldızlarla doldururlar.
Bazen kitabın kapağının içine bir zarf yapıştırır, okurken aldıkları notları orada muhâfaza ederler. Bunlar kendilerine yazdıkları mektuplardır. Okuma sırrına erenlerin yazarla aralarındaki sırlardır.
Peygamber Efendimiz: “Ben sizin aranızda tıpkı kırda ateşin başında oturup da hayvanların, kelebeklerin, kuşların, cümle mahlûkatın, ateşe düşmesini önlemeye çalışan adama benzerim. Ben ışığın cazibesine kapılan, fakat yanacağını bilmeyen o hayvanları ve yaratıkları ateşten korumak için çalışıyorum.” (Buhâri) diyerek tebliğ vazifesinde en merhametli halini gösteriyor, insanların kendisine olan muhabbetini arttırıyordu.