Biraz ileride, yol kenarında toprağı süren bir köylüye rastladılar. Yarının Adamı köylünün yanına gidip konuşmaya başladı: "Hemşerim, düşman Samsun'a asker çıkaracak, belki buraların hepsini ele geçirecek. Sense rahat rahat toprağı sürüyorsun." Köylü, kendisiyle konuşan kişinin kıyafetini baştan ayağa birkaç saniye süzüp cevap verdi: "Paşa, paşa... Sen ne diyon? Biz üç kardeştik. İki de oğul vardı. Yemen'de, Kafkas'ta, Çanakkale'de hepsi elden gitti. Bir ben kaldım. Ben de yarım adamım. Evde sekiz öksüz ile üç dul kalmış kadın var. Hepsi benim sabanımın ucuna bakar. Şimdi benim vatanım da yurdum da nah şu tarlanın ucu. Düşman oraya gelinceye dek benden hayır yok."
Mustafa Kemal acı şekilde gülümsedi, fakat bu ihtiyara kızamazdı. Zaten on yıldır savaşıyorlardı. Çocuklarını, kardeşlerini, babalarını kaybetmişlerdi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sözün özü, doğru olduğunu bildiğim şeyi yapamayacak kadar korkaktım; tıpkı daha önce yanlış olduğunu bildiğim şeyi yapmaktan kaçınamayacak kadar korkak olduğum gibi.