İnsanlar tuhaftırlar, tuhaf kılıklı karıncadan da beter. Çünkü o insanların yasaları berbattır. Biri yer, bini bakar; kıyamet de ondan kopar derler, bir türlü o bekledikleri kıyamet kopmaz. Bini çalışır aç kalır, on bini, yüz bini çalışır aç kalır; birisi, yalnız birisi döke saça yer, tıksırıncaya kadar yer, yine de doymaz. Her çağda bir şey uydururlar; şimdi bütün işleri güçleri beşe alıp ona satmaktır…” (s.80)
Bu kitabı okurken sık sık sinirlendim, durup düşündüm, sonra yine devam ettim. Çünkü anlatılan şey bir masal gibi görünse de aslında fazlasıyla tanıdık. Okumaya başlamadan önce kapağı ve ismi yüzünden biraz tereddüt etmiştim ama iyi ki okumuşum dediğim, duygularımı açık açık hissettiğim nadir kitaplardan biri oldu.
Gücü elinde tutanların dili, halkın buna nasıl razı edildiği; çalışanın aç kaldığı, yiyenin doymadığı bir düzen… Manipülasyonun tekrar tekrar ne kadar can alıcı olduğunu bir kez daha görüyoruz. Tuhaf olan ise bunların yıllar önce yazılmış olması ve bugün hâlâ aynı şeyleri yaşıyor olmamız.
Yaşar Kemal burada sadece yöneticileri değil, susmayı öğrenmiş kalabalıkları da anlatıyor. Filler Sultanı’nın sözleri bugünü birebir karşılıyor; manipülasyonun, adaletsizliğin ve alışmanın nasıl normalleştiğini gösteriyor. Okurken “değişen ne?” sorusu ister istemez insanın zihnine çarpıyor. Bir noktadan sonra fil ve karıncalar üzerinden değil, bugünün düzeni ve insanlar üzerinden okumaya başladım.
Rahatlatan bir kitap değil; ama tam da bu yüzden kıymetli.
Rahatsız ediyorsa, doğru yerden dokunuyordur.