Bu tam Harry'ye göre bir hareketti; önemli detayları hatırlamak, mektup göndermek ve tam zamanında kişinin eline ulaşmasını sağlamak. Hem çekici hem de planlı biriydi.
Bu kadın ne yapıyor? Dökemediği gözyaşları ve anlatamadığı korkularıyla savaşırken bunu nasıl yapıyor? Bir süre delirmenin böyle bir şey olup olmadığını düşündüm; sanki dışarıya gösterdiğim yüzümle içimde sakladığım benlik arasındaki boşluk büyüyor, karanlık ve tehlikeli düşüncelerle dolup taşıyordu, ta ki gözümün gördüğü tek şey onlar olana kadar.
Kendimi toparlamış ve hayatıma kaldığım yerden devam etmiştim. Dışarıdan bakıldığında büyük ihtimalle gayet iyi görünüyor olmalıydım. Hatta belki de hırslı ve son derece başarılı. Gerçeği açıklamak zordu ama… sanki dışımla içim arasında koca bir uçurum açılmıştı.
Bir fincan çayla başlayan sır perdesi, sayfa sayfa büyüyen karanlık bir oyuna dönüşüyor… Varlıklı iş insanı Rex Fortescue’nun ani ölümü ilk bakışta sıradan görünse de cebinden çıkan bir avuç çavdar her şeyi değiştiriyor. Her ipucu başka bir çıkmaza sürüklerken olayın arkasındaki zekice plan ancak Jane Marple’ın dikkatinden kaçmıyor. Eski bir çocuk tekerlemesinin satır aralarında saklanan gerçek, kitabın sonuna kadar tahmin yürütmeyi imkânsız hale getiriyor. Gerilim ve gizemin iç içe geçtiği bu hikâye, Agatha Christie’nin en sürükleyici Jane Marple romanlarından biri.