Çocukluk bahçemde takıldığım en büyük taş olduğunu bilmezmiş, ruhumda açtığın yarıkları görmezmiş gibi, dizimizi kanatan taşlardan, aynı bahçede aldığımız çocukluk yaralarından bahsetmişsin.
Acı çekmenin insanı temizleyen bir yanı olduğuna inanırdın galiba; kendini kanatarak günahlarından arınmaya çabalayan sofular gibi yaralarında nefeslenirdin.
Hayat denen yolculuk, gitmekten değil, dönmekten ibaretmiş. Bak, sen bile gidenlerin arasından çıkıp dönenler safına girdin, gidişinin üzerinden onca yıl geçtikten sonra bir gün ansızın keyfe keder birkaç satırla bana ulaşıverdin. Bıraktığın yerde zahmetsizce buldun beni.