Kimberley Freeman

Kimberley Freeman

Yazar
8.8/10
771 Kişi
·
1.881
Okunma
·
167
Beğeni
·
9.159
Gösterim
Adı:
Kimberley Freeman
Tam adı:
Kim Wilkins
Unvan:
Avustralyalı Yazar
Doğum:
Londra, Birleşik Krallık 22 Aralık 1970
Londra’da doğmuştur ve o üç yaşındayken ailesi Avustralya’ya taşınmıştır. Şu an yaşamakta olduğu Queensland’de büyümüştür. Asıl ismi Kim Wilkins olan yazar, çocuk ve tarihi kurgu kitapları da yazmıştır. Kimberley Freeman adını ise yazmakta olduğu kadın edebiyatı kitaplarında büyükannesini onurlandırmak için kullanmaktadır.


http://www.kimberleyfreeman.com
Kendi ruhuna hükmedemeyenler yıkılmış ve duvarları olmayan bir şehre benzerler.
Kimberley Freeman
Sayfa 255 - Arkadya Yayınları
Bu dünyanın kanunlarından korkmana gerek olmasa da, günü geldiğinde Tanrı'nın adaletinin karşısına çıkacaksın.
Kimberley Freeman
Sayfa 445 - Arkadya Yayınları
"Gerçekler her şeyin ilacıdır." dedi Sterling. "Gerçekler hiçbir şeyin ilacı değildir." diye mırıldandı kendi kendine. "Gerçekler ağır bir yüktür."
Kimberley Freeman
Sayfa 287 - Arkadya Yayınları
480 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Kimberley Freeman yaz aylarında tanıştığım bir yazardı. Okuduğum ilk kitabı olan Kır Çiçeği Tepesi'ne bayılmıştım, ardından okuduğum Deniz Feneri Koyu ise beklentilerimin biraz altında kalmıştı. Küçük bir ara verdikten sonra Freeman'ın dilimize çevrilen üçüncü kitabı olan Kor Adası'nı okumaya karar verdim. Kitaba başlar başlamaz yazarın dilini ne kadar özlediğimi fark ettim. Üslubun duruluğu, akıcılığı ve konuya kısa sürede adapte olabilmem sayesinde sayfalar akıp gitti.

Kitabın arka kapağını okuduğunda birçok kişiye bu tür kitaplar klişe gibi gelebilir. Arkadya'nın her zamanki kurguya sahip, geçmişle gelecek arasında gidip gelen kitaplarından biri gibi de gelebilir. Ama ben bu tür kitapları okumaktan o kadar çok keyif alıyorum ki bu gibi noktalar beni hiçbir şekilde rahatsız etmiyor. Kor Adası'nda Tilly Kirkland ve Nina Jones ana karakterlerimiz. 1800'lü yılların son çeyreğinde yaşayan Tilly Kirkland hayallerindeki evliliğe kavuştuğunu düşünürken ne evliliği ne de hayatı umduğu gibi gitmez ve kendini bir kabusun ortasında bulur. 2012 yılında ise yazar Nina Jones karşımıza çıkıyor. Yaşadığı çeşitli sıkıntılar nedeniyle Kor Adası'ndaki evinin yolunu tutan Nina bir taraftan yeni kitabını yazmaya çalışırken bir taraftan da geçmişin tozlu ama bir o kadar da dokunaklı raflarında bulur kendini. Geçmişleriyle yüzleşmek zorunda kalan iki kadının hikayesini konu alan Kor Adası, benim açımdan oldukça keyifli bir kitaptı.

Yazarımız Kimberley Freeman yine capcanlı anlatımıyla bana huzur verdi desem yeridir.  Kitaptaki betimlemeler, bana göre, bir yandan hikayeye güzellik katarken, bir yandan da terapi işlevi görüyor. "Arkada, göremediğim tarafta ise azgın Pasifik Okyanusu kayalara çarpıyor, arada bir geri çekilerek dar bir kumsalı açığa çıkarıyordu. Taze ve keskin akşam rüzgârı  günün nemli sıcağını azaltıyordu. Gözlerimin görebildiği her yer beyaz ve mor çiğdemlerle kaplıydı." huzur bulduğum betimlemelerden sadece biri. Bu gibi daha birçok alıntı aracılığıyla Kor Adası'ndaymış gibi hissedip kendimi cümlelerin rahatlatıcılığına bıraktım.

Bir kitaba başladığında onu okumakla kalmayıp karakterlerle birlikte yaşayan okurlar bilir. Zaman zaman kimi karakterlere çok sinirlenir bağırıp çağırmak isteriz, zaman zamanda bir karaktere üzülüp rahatlatmak... Kitabın ilk bölümlerinde Tilly karakterinin saflığı, gözünün önündeki apaçık gerçekleri göremeyip kendi kendini teskin etme çabası beni sinir etmedi değil. Bir kişinin karşısındakini memnun etmek için kendinden bu denli taviz vermesi oldukça iticiydi. Tabii ki sevdiğimiz insanlar için çeşitli fedakârlıklar yaparız ama karşımızdaki kişi bunu suistimal ediyor ve hak etmiyorsa kişinin kendisinden verdiği ödün bir süre sonra pişmanlık ve hüzün olarak yine o kişiye dönüyor diye düşünüyorum. Ayrıca karakterlerden birinin yazar olması kısmını ise çok sevdiğimi söyleyebilirim.

Yazarın anlatımı, kitaba konu olan hikaye kadar huzur veren bir diğer unsur ise kitap kapağı ve iç sayfaların tasarımıydı. Kapağa her baktığımda ister istemez bir sıcaklık kaplıyor içimi ve ben bu hissi de çok seviyorum, bu açıdan da yayınevi benden yine tam puanı kaptı. Kimberley Freeman'ın dilimize çevrilen ve okumadığım son bir kitabı kaldı: Zümrüt Şelaleleri. Bu kitabı da en kısa zamanda okuyup yazarın diğer kitaplarının çevrilmesini beklemek kalıyor geriye. Son olarak Kor Adası, güneşli ancak serin bir havada, rüzgâr usulca teninize değerken, soğuk bir içecek eşliğinde okuyup, her sayfasında huzur bulabileceğiniz bir kitap...
536 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
~ Kimberley Freeman, kitaplarını uzun zamandır merak ettiğim bir yazardı. Kır Çiçeği Tepesi yazarın Türkçeye çevrilmiş dört kitabından ilki, okumak için sabırsızlandığım bu kitapta her şey umduğum gibiydi. Kır Çiçeği Tepesi, Debbie Macomber kitapları tadında, okuyucuda hoş duygular uyandıran bir kitap. Roman içinde sadece aşkı, nefreti, ihaneti, sevgiyi değil aynı zamanda azmin, başarının, ümit etmenin güzelliklerini de barındırıyor. Kimberley Freeman'ın kullandığı samimi ve yalın dil kitaba hemen alışmanızı sağlıyor ve bir süre sonra sayfalar adeta sizden habersiz akıp gidiyor. Kitaplarla arasında belirli bir bağ kurmuş birçok kişi yayınevine, kapak tasarımına, kitaplardaki imla hatalarına dikkat eder ve bu açıdan Arkadya Yayınları benden yine tam not almayı başardı. Kır Çiçeği Tepesi kesinlikle mükemmel bir kapak ve sayfa tasarımına sahip.

~ Kitabın konusundan bahsedecek olursak; ana karakterlerimiz büyükanne Beattie ve torunu Emma. Kitapta olaylar çift zamanlı olarak anlatılıyor. Geçmiş zamandan şimdiki zamana uzanan süreçte yaşanan olaylara yer verilen romanda Emma, büyükannesi Beattie'nin geçmişini içinde barındıran Kır Çiçeği Tepesi'ndeki çiftliğe yerleşiyor. Hatıralarla dolu bu çiftlikte Emma kendini sırlar, aşklar, yıllarca gizlenen gerçeklerle karşı karşıya buluyor. Farklı kuşaklarda yaşamış iki kadının duygu yüklü hikayelerinin anlatıldığı bu kitap, kazandığı beğeni ve yapılan olumlu yorumları kesinlikle hak ediyor.
816 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Dördüncü Kimberley Freeman kitabı da bitti. Kır Çiçeği Tepesi ile başlayan Freeman tanışıklığım bu kitapla devam etti ve yine iyi ki bu yazarı okumaya başlamışım dedim. Yazarın kitaplarını dilimize çevrildiği sırayla okumak istesem de, Zümrüt Şelaleri daha önce yayınlanmasına ve elimde de mevcut olmasına rağmen Esir Şarkılar Vadisi'ni okudum çünkü bir hayli merak ediyordum bu kitabı. 813 sayfa olmasına karşın akıcı olması sayesinde kolay okuduğum bir kitap oldu Esir Şarkılar Vadisi. Bir kitabı okuyup bitirdikten sonra o yazarın daha önce de kitaplarını severek okumuşsanız "Her zamanki gibi!" dersiniz. Ben de bu kitabı bitirdikten sonra "Klasik Kimberley Freeman." dedim. Kitabında okura dizi izliyormuş hissini yaşatan, karakterlerin hayatlarında neler olup biteceğini merak ettiren, karakterlerin içinde bulundukları ruhsal durumları okuyucuya başarılı bir şekilde aktaran Freeman. Ayrıca yazarımız Avustralyalı ve bu nedenle kitaplarının büyük bölümü Avustralya'da geçiyor (bu kitapta Almanya, İngiltere ve Yunanistan ağırlıklıydı) , ben özellikle bu kısımları çok seviyorum, karakterlerin hayatlarını geçirdikleri yerlerdeki betimlemeler bana tam manasıyla huzur veriyor.

Esir Şarkılar Vadisi'nde iki ana karakterimiz bulunuyor. Biri Almanya'nın küçük bir köyünde yaşayan, çocuk yaşta annesini kaybeden ve tek hayali büyük bir opera sanatçısı olmak olan Ellie Frankel; diğeri ise 1960'lı yılların Londra'sında, yaptığı müzikle hatırı sayılır bir hayran kitlesine ulaşan Penny Bright. Biri şöhret olma uğruna birçok şeyden vazgeçen Ellie; diğeri ise geçmişinde yaşadıklarını bir türlü unutamayan ve geçmişi her adımında karşısına çıkan Penny.

Kimberley Freeman Esir Şarkılar Vadisi'nde yine insanın hayatta yaşayabileceği tüm mutlulukları, hüzünleri, şansları, şanssızlıkları sunuyor okura. Karakterlerin başlarına gelen olaylar her an herkesin başına gelebilecek nitelikte bu nedenle de yaşananlardan rahatlıkla dersler çıkarabiliyorsunuz. Yukarda da belirttiğim gibi Freeman kitaplarındaki duru çevre tasvirlerini çok seviyorum, bu kitabında da Yunanistan ve Avustralya sahillerinin anlatıldığı bölümleri okurken çok keyif aldım. Ayrıca yazarın kitaplarında karşımıza çıkan diğer bir şey de her bir kitabında farklı bir uğraşla ilgili hikayeler kaleme alması, Kır Çiçeği Tepesi'nde dans, özellikle bale karşımıza çıkarken bu kitabında müzik var. Arialar, sahne performansları, piyanolar, notalar var... Peki bu kitapta neleri sevmedim? Beğendiğim noktalar daha fazla olsa da kitaba dair beğenmediğim şeyler de oldu tabii ki. Bazı olayların sonuçlarının kolay tahmin edilebilir olması sevmediğim şeylerden biriydi, bir diğeri de Esir Şarkılar Vadisi 40-45 yıllık bir zaman aralığında geçiyor ve sürekli yıllar arasında bir akış var. Bazı bölümlerde hangi yıl ve mekanın konu alındığı yazsa da bazılarında birden on yıl önceki olaya gidebiliyorsunuz ve başlık olarak bu yazmıyor, bu da anlık kafa karışıklıklarına yol açabiliyor. Bunlar dışında genel olarak harika diyemesem de güzeldi diyebileceğim bir okuma oldu benim için Esir Şarkılar Vadisi. Şu anda kitaplığımda okunmayı bekleyen bir Freeman kitabı daha var, o da Zümrüt Şelaleri, bir süre sonra onu da okuyacağım elbette. Yazarı tavsiye edip etmeyeceğim hususuna gelince; Sarah Jio, Debbie Macomber, Kristin Hannah tarzı yazarları seviyorsanız Kimberley Freeman'ı da severek okuyacağınıza eminim.
488 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
- Kır Çiçeği Tepesi ile tanıştığım Kimberley Freeman kitaplarına Deniz Feneri Koyu ile devam etmek istedim. Kır Çiçeği Tepesi beni çok etkilemişti ve genelde yeni tanıştığımız bir yazarın okuduğumuz ilk kitabını beğenirsek diğer kitaplarını da büyük beklenti içine girerek okuyoruz. Bu bağlamda ilk ve sonraki kitap arasında karşılaştırma yapmak kaçınılmaz oluyor dolayısıyla Kır Çiçeği Tepesi'nin beni daha fazla etkilediğini söylemeliyim. O kitapta olayların gidişatına kendimi hemen kaptırmıştım Deniz Feneri Koyu'nda ise kitap ilk aşamada beni içine çekemedi. Bu tür kitaplarda çok sık karşılaştığımız geçmiş ve gelecek arasındaki köprü bu kitapta da mevcuttu. Ayrıca özellikle son 150-200 sayfanın bana çok akıcı geldiğini belirtmek istiyorum.

*** Kimberley Freeman genel itibariyle çevre tasvirleri konusunda beğendiğim bir yazar. Betimlemeleri ayrıntılı ancak sıkıcı olmayan bir şekilde yapıyor ve bu sayede kitabın geçtiği çevreyi -ki bu çevre genelde küçük kasabalar, sahiller, okyanus kenarları oluyor- zihninizde rahatlıkla canlandırabiliyorsunuz. Deniz Feneri Koyu'nda da adeta o küçük sahil kasabasında yaşadım. ***

- Kitapta ana karakterlerimiz; 1900'lü yılların başında yaşayan ve ünlü bir kuyumcu ailesinin gelini olan, bir gemi kazasında ona hayatı zindan eden eşini kaybeden ancak kendisi kazadan sağ kurtulan Isabella Winterbourne ile 2000'li yıllarda yaşayan, sevdiği adamı kaybeden ve bunun üstesinden gelebilmek için doğduğu yer olan Deniz Feneri Koyu'na dönme kararı alan Libby Slater. Deniz Feneri Koyu geçmişte çeşitli sıkıntılar yaşamış iki kadının geleceklerine yön verme çabalarını ve geleceklerini şekillendirmek adına yaşadığı zorlukları anlatıyor.
536 syf.
·Beğendi·10/10
Sarah Jio severler burada mı? O zaman koşun, bu kitabı alın. Sarah Jio'dan daha çok beğendiğimi söyleyebilirim!
İki kadını anlatıyor kitap. Beattie ve torunu Emma. Beattie, evli olan sevgilisi Henry'den hamile kalır. Henry Beattie'yi alıp kaçar.
Torunu Emma ise balerindir. Sakatlık geçirir -bir balerinin sakatlık geçirmesi çok kötüdür eminim- . Kır Çiçeği Tepesi'ne gider. Oradaki eşyaları düzenlemeyi planlarken, bu evde yaşanan olayları, büyükannesinin sırrını çözmeye çalışır.
Arka kapakta bu kadar bilgi verilmiş.Ben de kısaca bu kadarını anlattım. Olacakları anlatmamaya çalıştım.
Arka kapağa kanmayın. Konu bu kadarla bitmiyor. Bu noktadan sonra kitap güzelleşiyor. Beattie'nin başına gelenleri okurken kimi zaman üzüldüm, kimi zaman ağladım, kimi zaman sinirlendim, hatta sinirden kitabı fırlatacaktım. O kadar harikaydı ki, gözüm kapalı 10 puan verdim.
480 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Göz ardı ettiğiniz gerçekler er ya da geç çıkar karşınıza tamamlanmak için. Yüzleşin ki ruhunuz arınsın.

1891 yılının Ingilteresi'sinde Tilly Kirkland, rüya gibi bir evlilik yaptığını düşünürken kendini bir kâbusun tam ortasında bulur. Yaşadığı talihsizlikler onu Avustralya'ya, Kor Adası'nda bir malikaneye getirir. Burada bir yerel cezaevi müdürünün kızına mürebbiyelik yapacaktır.

2012 yılında ünlü yazar Nina Jones, kafasını toparlamak ve yazmakta sıkıntı çektiği yeni hikayesine odaklanmak için Avustralya'ya büyük büyükannesinden kalma malikaneye gelir. Ancak Starwater Malikanesi'nin duvarları, onun yıllardır sakladığı büyük sırrının kanıtlarıyla doludur. Keşfettiği kanıtlar ise Nina'nin büyük bir gizemi çözmesini sağlayacaktır.

Sonunu büyük bir merakla beklediğim kitap bir yandan da bitmesin istedim. Freeman'ın kalemini çok seviyorum. Diğer kitaplarında olduğu gibi geçmiş ve gelecek arasında gidip geldik. O bağlantıyı o kadar güzel kuruyor ki merakınız daha çok artıyor. Tavsiye, keyifli okumalar dilerim.
816 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Seviyorum.
En çok "kendimi görebildiğim, sorusunu aradığım cevapları bulduran, beni düşünmeye sevk eden" karakterlerin olduğu kitapları seviyorum.

Okurken duygularımı en üst seviyelere taşıyan, bana karakterlerin yaşadığını, geceleri bile aklıma getiren etkileyici bir hikaye.

Angie Smith, dindar bir annenin baskısıyla büyümüş genç yaşında evden kaçmış ve şimdiler de Penny Bright ismiyle pop yıldızı olmuştur.
Zorlu bir hayatı ve yaşadıklarının etkisiyle psikolojik sorunları olan Angie için para ve şöhrete sahip olmak mutlu bir hayatı getirecek midir?

Ellie Frankel, bir Alman kasabasında annesinin ölümüyle çocuk yaşta babasıyla kalan Ellie'nin tek bir amacı vardır. Babasının eğitimi sayesinde ünlü bir soprano olabilmek.
Hayallerine kavuşmasına çok az kala babasını kaybeden Ellie'yi zorlu bir hayat beklemektedir.
Kimsesizliğinin için de sevdiği gence dayanıp hayallerine kavuşmayı başarabilecek midir?

Angie ve Ellie iki farklı hayatın buluşmasına tanıklık edeceğimiz mükemmel karakterler. Yazar karakterler konusun da oldukça cömert davranmış bir çok karakter çıkarıyor karşımıza.
Buna rağmen çok fazla isim ve alakasız karakter olan kitaplar gibi değil kesinlikle.
Hatta ilk kez bu kadar karakteri ilgiyle okuyup sevdiğim, insanı yormayan tek kitap olduğunu söyleyebilirim. Öyle ki bitmese çok daha uzun olsaydı keşke.

Zorlukları, fakirliği, hayatın getirdiklerini insana mükemmel bir şekilde anlatan mükemmel bir yazar Kımberley Freeman.
Tüm kitaplarını kaçırmadan büyük bir ilgiyle okuyorum. Ve hiçbir zaman beni hayal kırıklığına uğratmıyor.

Günümüzün yazarlarından olan Freeman'ı, sevgi, dostluk, aile bağları gibi öykülere can veren diğer yazarlardan çok çok ayrı tutuyorum.
Bu tür de kitapları seven ve okumak isteyen herkese şiddetle tavsiye ederim. Pişman olmazsınız.
472 syf.
·27 günde·Beğendi·9/10
Zümrüt Şelaleleri, Kımberley Freeman'ın Kır Çiçeği Tepesi'nden sonra okuduğum ikinci kitabı.
Kitabın adı, kapak resmi, kitapta geçen mekan ve yerler çok ilgi çekici. Kitapta geçen konunun kış ayında geçmesi de ayrı bir güzellik katmış. Yine iki ayrı zaman, iki ayrı hikaye olarak anlatılan bu kitap, aslında sonu çokta sürpriz bir şekilde bitmedi desem yeridir.

Kısaca kitabın konusuna değinecek olursak;
1926 yılında Zümrüt Kaplıca Oteli'nde çalışmaya başlayan Violet, artık çalışacak durumda olmayan annesine bakmakla yükümlü bir kızdır. Otel de aşık olmaması gereken ünlü Honeychurch - Black ailesinin varisine gönlünü kaptırır. Bir gece kuvvetli kar yağışı ile tutku dolu aşkları da kara gömülür.
2014 yılı Zümrüt Kaplıca Oteli'nin karşısında bir cafe de çalışan Lauren Beck, eski otelin restorasyonuyla ilgilenen bir mimarla tanışır. Bir gün Lauren, 1926 yılından kalan gizli mektupları keşfeder. Ancak keşfi bununla da sınırlı kalmaz. Lauren, zamanla seksen yıldır gizli kalmış bir sırrı ortaya çıkaracaktır.

Başta bu kadar büyük umutlarla başladığım bir kitap olmasa da gerçekten beklentilerimin üstünde çıktı diyebilirim. Olayların sıralanışı çok iyi.
O dönemlerin sorunu, alt tabaka üst tabaka, zengin fakir ayrımı, ailelerin mirastan ve soyadından reddetme ile sonucun kötü bir şekilde sonuçlanması, aslında bilindik ama acı verici bir olay. Bu yüzden kitabın sonunu tahmin etmesi zor değil. Ama yine de benim gözümde, sıcacık bir hikayesi ile sevilerek okunacak ve hatırlanacak kitaplar arasında.
480 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10
Kor adası, Kimberley Freeman 'ın bu zamana kadar okuduğum kitaplarının arasında en beğendiğim kitabı oldu. Okuyucuyu bu kadar içine çekmesi, belki de toplumumuzun kadına verdiği değerle benzer özelikler taşıdığı içindir. Oysa bir kadına verilecek en önemli değer sevgidir. Ama maalesef yıllar geçtikçe değişen bir şey olmamış, hatta kadına şiddet ve cinayet gün be gün artmıştır. Keşke toplum olarak önüne geçebilsek bazı olayların, keşke elimizden bir şeyler gelse, keşke sadece konuşmakla kalmasak...

Kitabın konusuna gelecek olursak;
1891 yılının İngiltere'sinde Tilly Kirkland, rüya gibi bir evlilik yaptığını düşünürken kendini bir kâbusun tam ortasında bulur. Yaşadığı talihsizlikler onu Avustralya'ya, Kor Adası'nda bir malikâneye getirir. Burada bir yerel cezaevi müdürünün kızına mürebbiyelik yapacaktır. Aslında her günbatımında adeta bir kora dönüşen bu adaya hayatının cezasını çekmek için geldiğini anlayacaktır…

2012 yılında ünlü yazar Nina Jones, kafasını toparlamak ve yazmakta sıkıntı çektiği yeni hikâyesine odaklanmak için Avustralya'ya büyük büyükannesinden kalma malikâneye gelir. Ancak Starwater Malikânesi'nin duvarları, onun yıllardır sakladığı büyük sırrının kanıtlarıyla doludur. Keşfettiği her kanıt ise Nina'nın büyük bir gizemi çözmesini sağlayacaktır.

Vicdanı hayatı boyunca sırtında taşıyan bir kadın Zavallı Tilly... . Hayatın ona getirmiş olduğu tahlilsizlere üzülerek, her sayfayı çevirdiğimde bir umut içinde okudum. Malesef o da herkesi kendisi gibi zannettiği için iyi niyetinden kaybetti. Her kadının bu kitapta kendinden bir şeyler bulacağını düşünüyorum. Umarım okursunuz. İyi okumalar...
536 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10
Bekletimin üzerinde bir eser kır çiçeği tepesi. Kurgusu harika . Elinden herşeyi alınmış bir kadın düşünün doğmuş olduğu topraklara binlerce kilometre uzaklarda kimsesiz ve kucağında minicik kizi ile beraber .Genç bir kadının bütün zorluklara rağmen her şeyin üstesinden gelebilecegini kanitlayan bir kitap.Kendisi hakkında söylenilen olumsuz şeylere hiç kulak vermeyen ve hayatı kendi bildiği doğrularla yaşayan ve hiç pes etmeyen acıyla, aşkla yoğrulan beattie nin sıcacık hayat hikâyesi . Hikaye iskoçya da başlayıp büyük bir bölümü avusturalya da geçen sonuç olarak da yine iskoçya da son bulan bir kitap. Tavsiye konusunda diyeceğim o ki herkezin okumasi gereken bir eser ama özellikle genç bayanlara şiddete önerilir . Size çok şey katabilir beattie' nin hayat hikâyesi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kimberley Freeman
Tam adı:
Kim Wilkins
Unvan:
Avustralyalı Yazar
Doğum:
Londra, Birleşik Krallık 22 Aralık 1970
Londra’da doğmuştur ve o üç yaşındayken ailesi Avustralya’ya taşınmıştır. Şu an yaşamakta olduğu Queensland’de büyümüştür. Asıl ismi Kim Wilkins olan yazar, çocuk ve tarihi kurgu kitapları da yazmıştır. Kimberley Freeman adını ise yazmakta olduğu kadın edebiyatı kitaplarında büyükannesini onurlandırmak için kullanmaktadır.


http://www.kimberleyfreeman.com

Yazar istatistikleri

  • 167 okur beğendi.
  • 1.881 okur okudu.
  • 45 okur okuyor.
  • 826 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları