Kimberley Freeman

Kimberley Freeman

Yazar
8.6/10
1.600 Kişi
·
4.644
Okunma
·
357
Beğeni
·
12785
Gösterim
Adı:
Kimberley Freeman
Tam adı:
Kim Wilkins
Unvan:
Avustralyalı Yazar
Doğum:
Londra, Birleşik Krallık 22 Aralık 1970
Londra’da doğmuştur ve o üç yaşındayken ailesi Avustralya’ya taşınmıştır. Şu an yaşamakta olduğu Queensland’de büyümüştür. Asıl ismi Kim Wilkins olan yazar, çocuk ve tarihi kurgu kitapları da yazmıştır. Kimberley Freeman adını ise yazmakta olduğu kadın edebiyatı kitaplarında büyükannesini onurlandırmak için kullanmaktadır.


http://www.kimberleyfreeman.com
480 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Kimberley Freeman yaz aylarında tanıştığım bir yazardı. Okuduğum ilk kitabı olan Kır Çiçeği Tepesi'ne bayılmıştım, ardından okuduğum Deniz Feneri Koyu ise beklentilerimin biraz altında kalmıştı. Küçük bir ara verdikten sonra Freeman'ın dilimize çevrilen üçüncü kitabı olan Kor Adası'nı okumaya karar verdim. Kitaba başlar başlamaz yazarın dilini ne kadar özlediğimi fark ettim. Üslubun duruluğu, akıcılığı ve konuya kısa sürede adapte olabilmem sayesinde sayfalar akıp gitti.

Kitabın arka kapağını okuduğunda birçok kişiye bu tür kitaplar klişe gibi gelebilir. Arkadya'nın her zamanki kurguya sahip, geçmişle gelecek arasında gidip gelen kitaplarından biri gibi de gelebilir. Ama ben bu tür kitapları okumaktan o kadar çok keyif alıyorum ki bu gibi noktalar beni hiçbir şekilde rahatsız etmiyor. Kor Adası'nda Tilly Kirkland ve Nina Jones ana karakterlerimiz. 1800'lü yılların son çeyreğinde yaşayan Tilly Kirkland hayallerindeki evliliğe kavuştuğunu düşünürken ne evliliği ne de hayatı umduğu gibi gitmez ve kendini bir kabusun ortasında bulur. 2012 yılında ise yazar Nina Jones karşımıza çıkıyor. Yaşadığı çeşitli sıkıntılar nedeniyle Kor Adası'ndaki evinin yolunu tutan Nina bir taraftan yeni kitabını yazmaya çalışırken bir taraftan da geçmişin tozlu ama bir o kadar da dokunaklı raflarında bulur kendini. Geçmişleriyle yüzleşmek zorunda kalan iki kadının hikayesini konu alan Kor Adası, benim açımdan oldukça keyifli bir kitaptı.

Yazarımız Kimberley Freeman yine capcanlı anlatımıyla bana huzur verdi desem yeridir.  Kitaptaki betimlemeler, bana göre, bir yandan hikayeye güzellik katarken, bir yandan da terapi işlevi görüyor. "Arkada, göremediğim tarafta ise azgın Pasifik Okyanusu kayalara çarpıyor, arada bir geri çekilerek dar bir kumsalı açığa çıkarıyordu. Taze ve keskin akşam rüzgârı  günün nemli sıcağını azaltıyordu. Gözlerimin görebildiği her yer beyaz ve mor çiğdemlerle kaplıydı." huzur bulduğum betimlemelerden sadece biri. Bu gibi daha birçok alıntı aracılığıyla Kor Adası'ndaymış gibi hissedip kendimi cümlelerin rahatlatıcılığına bıraktım.

Bir kitaba başladığında onu okumakla kalmayıp karakterlerle birlikte yaşayan okurlar bilir. Zaman zaman kimi karakterlere çok sinirlenir bağırıp çağırmak isteriz, zaman zamanda bir karaktere üzülüp rahatlatmak... Kitabın ilk bölümlerinde Tilly karakterinin saflığı, gözünün önündeki apaçık gerçekleri göremeyip kendi kendini teskin etme çabası beni sinir etmedi değil. Bir kişinin karşısındakini memnun etmek için kendinden bu denli taviz vermesi oldukça iticiydi. Tabii ki sevdiğimiz insanlar için çeşitli fedakârlıklar yaparız ama karşımızdaki kişi bunu suistimal ediyor ve hak etmiyorsa kişinin kendisinden verdiği ödün bir süre sonra pişmanlık ve hüzün olarak yine o kişiye dönüyor diye düşünüyorum. Ayrıca karakterlerden birinin yazar olması kısmını ise çok sevdiğimi söyleyebilirim.

Yazarın anlatımı, kitaba konu olan hikaye kadar huzur veren bir diğer unsur ise kitap kapağı ve iç sayfaların tasarımıydı. Kapağa her baktığımda ister istemez bir sıcaklık kaplıyor içimi ve ben bu hissi de çok seviyorum, bu açıdan da yayınevi benden yine tam puanı kaptı. Kimberley Freeman'ın dilimize çevrilen ve okumadığım son bir kitabı kaldı: Zümrüt Şelaleleri. Bu kitabı da en kısa zamanda okuyup yazarın diğer kitaplarının çevrilmesini beklemek kalıyor geriye. Son olarak Kor Adası, güneşli ancak serin bir havada, rüzgâr usulca teninize değerken, soğuk bir içecek eşliğinde okuyup, her sayfasında huzur bulabileceğiniz bir kitap...
536 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
~ Kimberley Freeman, kitaplarını uzun zamandır merak ettiğim bir yazardı. Kır Çiçeği Tepesi yazarın Türkçeye çevrilmiş dört kitabından ilki, okumak için sabırsızlandığım bu kitapta her şey umduğum gibiydi. Kır Çiçeği Tepesi, Debbie Macomber kitapları tadında, okuyucuda hoş duygular uyandıran bir kitap. Roman içinde sadece aşkı, nefreti, ihaneti, sevgiyi değil aynı zamanda azmin, başarının, ümit etmenin güzelliklerini de barındırıyor. Kimberley Freeman'ın kullandığı samimi ve yalın dil kitaba hemen alışmanızı sağlıyor ve bir süre sonra sayfalar adeta sizden habersiz akıp gidiyor. Kitaplarla arasında belirli bir bağ kurmuş birçok kişi yayınevine, kapak tasarımına, kitaplardaki imla hatalarına dikkat eder ve bu açıdan Arkadya Yayınları benden yine tam not almayı başardı. Kır Çiçeği Tepesi kesinlikle mükemmel bir kapak ve sayfa tasarımına sahip.

~ Kitabın konusundan bahsedecek olursak; ana karakterlerimiz büyükanne Beattie ve torunu Emma. Kitapta olaylar çift zamanlı olarak anlatılıyor. Geçmiş zamandan şimdiki zamana uzanan süreçte yaşanan olaylara yer verilen romanda Emma, büyükannesi Beattie'nin geçmişini içinde barındıran Kır Çiçeği Tepesi'ndeki çiftliğe yerleşiyor. Hatıralarla dolu bu çiftlikte Emma kendini sırlar, aşklar, yıllarca gizlenen gerçeklerle karşı karşıya buluyor. Farklı kuşaklarda yaşamış iki kadının duygu yüklü hikayelerinin anlatıldığı bu kitap, kazandığı beğeni ve yapılan olumlu yorumları kesinlikle hak ediyor.
816 syf.
·Beğendi·10/10
Yazar üslûbuyla ,sözleriyle, sizi şaşırtacak...Cümleleri her telaffuzda ,dokunuşta,ruhunuza işleyerek adeta kendinizden bir parça bulacaksınız..Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.

Kalbin sol anahtarı suskun melodilerde gizlidir… Hayallerine tutkuyla bağlanan iki kadın… Biri, küçük bir Alman kasabasında yaşayan Ellie Frankel. Tek hayali, operada sahne alıp o güzel sesini herkese duyurmak… Ancak bu hayalin, hırsa dönüşüp onu düzenbazlık, açgözlülük ve pişmanlıklarla dolu bir yola sürükleyeceğinin farkında değildir. Diğeri, Londra’nın kasvetli havasını şarkılarıyla değiştiren Penny Bright… Ancak söylediği duygu yüklü şarkılar önceki hayatını değiştirmeye yetmiyordur. Dahası uğradığı bir saldırı sonrası kendini korkunun ve sakinleştiricilerin pençesinde bulacaktır. Tam yirmi yıl… Biri çaldığı bir hayatı yaşayacak ve hayatının aşkını sonsuza kadar kaybedecektir. Bir diğeri geçmişinden kurtulmaya çalışsa da karanlık anıları onu rahata eriştirmeyecektir. Ve her iki hayat da tek bir kişinin hırsına yenik düşecektir. Öyle bir sır düşünün ki Londra’dan Avrupa operalarına uzansın, sizi Yunan Adaları’ndan Avustralya’nın çorak topraklarına götürsün. Ve öyle bir şarkı hayal edin ki son notaları, pişmanlıklarınız sizi köşeye sıkıştırdığında kalbinize umudu vadetsin… Kimberley Freeman’ın muhteşem kaleminden dökülen Esir Şarkılar Vadisi ile sahip olduğumuz hayatı sorgulayacak, göz ardı ettiğimiz gerçek benliğimizi keşfetmenin önemini, yüreğe dokunan melodilerle anlayacaksınız…
(Tanıtım Bülteninden)
816 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Dördüncü Kimberley Freeman kitabı da bitti. Kır Çiçeği Tepesi ile başlayan Freeman tanışıklığım bu kitapla devam etti ve yine iyi ki bu yazarı okumaya başlamışım dedim. Yazarın kitaplarını dilimize çevrildiği sırayla okumak istesem de, Zümrüt Şelaleri daha önce yayınlanmasına ve elimde de mevcut olmasına rağmen Esir Şarkılar Vadisi'ni okudum çünkü bir hayli merak ediyordum bu kitabı. 813 sayfa olmasına karşın akıcı olması sayesinde kolay okuduğum bir kitap oldu Esir Şarkılar Vadisi. Bir kitabı okuyup bitirdikten sonra o yazarın daha önce de kitaplarını severek okumuşsanız "Her zamanki gibi!" dersiniz. Ben de bu kitabı bitirdikten sonra "Klasik Kimberley Freeman." dedim. Kitabında okura dizi izliyormuş hissini yaşatan, karakterlerin hayatlarında neler olup biteceğini merak ettiren, karakterlerin içinde bulundukları ruhsal durumları okuyucuya başarılı bir şekilde aktaran Freeman. Ayrıca yazarımız Avustralyalı ve bu nedenle kitaplarının büyük bölümü Avustralya'da geçiyor (bu kitapta Almanya, İngiltere ve Yunanistan ağırlıklıydı) , ben özellikle bu kısımları çok seviyorum, karakterlerin hayatlarını geçirdikleri yerlerdeki betimlemeler bana tam manasıyla huzur veriyor.

Esir Şarkılar Vadisi'nde iki ana karakterimiz bulunuyor. Biri Almanya'nın küçük bir köyünde yaşayan, çocuk yaşta annesini kaybeden ve tek hayali büyük bir opera sanatçısı olmak olan Ellie Frankel; diğeri ise 1960'lı yılların Londra'sında, yaptığı müzikle hatırı sayılır bir hayran kitlesine ulaşan Penny Bright. Biri şöhret olma uğruna birçok şeyden vazgeçen Ellie; diğeri ise geçmişinde yaşadıklarını bir türlü unutamayan ve geçmişi her adımında karşısına çıkan Penny.

Kimberley Freeman Esir Şarkılar Vadisi'nde yine insanın hayatta yaşayabileceği tüm mutlulukları, hüzünleri, şansları, şanssızlıkları sunuyor okura. Karakterlerin başlarına gelen olaylar her an herkesin başına gelebilecek nitelikte bu nedenle de yaşananlardan rahatlıkla dersler çıkarabiliyorsunuz. Yukarda da belirttiğim gibi Freeman kitaplarındaki duru çevre tasvirlerini çok seviyorum, bu kitabında da Yunanistan ve Avustralya sahillerinin anlatıldığı bölümleri okurken çok keyif aldım. Ayrıca yazarın kitaplarında karşımıza çıkan diğer bir şey de her bir kitabında farklı bir uğraşla ilgili hikayeler kaleme alması, Kır Çiçeği Tepesi'nde dans, özellikle bale karşımıza çıkarken bu kitabında müzik var. Arialar, sahne performansları, piyanolar, notalar var... Peki bu kitapta neleri sevmedim? Beğendiğim noktalar daha fazla olsa da kitaba dair beğenmediğim şeyler de oldu tabii ki. Bazı olayların sonuçlarının kolay tahmin edilebilir olması sevmediğim şeylerden biriydi, bir diğeri de Esir Şarkılar Vadisi 40-45 yıllık bir zaman aralığında geçiyor ve sürekli yıllar arasında bir akış var. Bazı bölümlerde hangi yıl ve mekanın konu alındığı yazsa da bazılarında birden on yıl önceki olaya gidebiliyorsunuz ve başlık olarak bu yazmıyor, bu da anlık kafa karışıklıklarına yol açabiliyor. Bunlar dışında genel olarak harika diyemesem de güzeldi diyebileceğim bir okuma oldu benim için Esir Şarkılar Vadisi. Şu anda kitaplığımda okunmayı bekleyen bir Freeman kitabı daha var, o da Zümrüt Şelaleri, bir süre sonra onu da okuyacağım elbette. Yazarı tavsiye edip etmeyeceğim hususuna gelince; Sarah Jio, Debbie Macomber, Kristin Hannah tarzı yazarları seviyorsanız Kimberley Freeman'ı da severek okuyacağınıza eminim.
480 syf.
·6 günde·9/10
Arkadya kitabı alıp beğenmediğim olmadı bugüne kadar:) Yazarın anlatımı ve olaylar sürükleyici bir şekilde ilerliyor.Krakterlerle iç içe olacağınız bir kitap yeri geldi onlara kızdım üzüldüm yeri geldi çok şaşırdım. Beni etkileyen kısmıda bu oldu aşırı beğendim o yüzden..
488 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
- Kır Çiçeği Tepesi ile tanıştığım Kimberley Freeman kitaplarına Deniz Feneri Koyu ile devam etmek istedim. Kır Çiçeği Tepesi beni çok etkilemişti ve genelde yeni tanıştığımız bir yazarın okuduğumuz ilk kitabını beğenirsek diğer kitaplarını da büyük beklenti içine girerek okuyoruz. Bu bağlamda ilk ve sonraki kitap arasında karşılaştırma yapmak kaçınılmaz oluyor dolayısıyla Kır Çiçeği Tepesi'nin beni daha fazla etkilediğini söylemeliyim. O kitapta olayların gidişatına kendimi hemen kaptırmıştım Deniz Feneri Koyu'nda ise kitap ilk aşamada beni içine çekemedi. Bu tür kitaplarda çok sık karşılaştığımız geçmiş ve gelecek arasındaki köprü bu kitapta da mevcuttu. Ayrıca özellikle son 150-200 sayfanın bana çok akıcı geldiğini belirtmek istiyorum.

*** Kimberley Freeman genel itibariyle çevre tasvirleri konusunda beğendiğim bir yazar. Betimlemeleri ayrıntılı ancak sıkıcı olmayan bir şekilde yapıyor ve bu sayede kitabın geçtiği çevreyi -ki bu çevre genelde küçük kasabalar, sahiller, okyanus kenarları oluyor- zihninizde rahatlıkla canlandırabiliyorsunuz. Deniz Feneri Koyu'nda da adeta o küçük sahil kasabasında yaşadım. ***

- Kitapta ana karakterlerimiz; 1900'lü yılların başında yaşayan ve ünlü bir kuyumcu ailesinin gelini olan, bir gemi kazasında ona hayatı zindan eden eşini kaybeden ancak kendisi kazadan sağ kurtulan Isabella Winterbourne ile 2000'li yıllarda yaşayan, sevdiği adamı kaybeden ve bunun üstesinden gelebilmek için doğduğu yer olan Deniz Feneri Koyu'na dönme kararı alan Libby Slater. Deniz Feneri Koyu geçmişte çeşitli sıkıntılar yaşamış iki kadının geleceklerine yön verme çabalarını ve geleceklerini şekillendirmek adına yaşadığı zorlukları anlatıyor.
536 syf.
·Beğendi·9/10
Kimberley Freeman'ın lisanını Sarah Jıo'nun üslubuna çok yakın buldum. Kitap okuyucuyu gerçek dünyanızdan alıp hayali serüvenin içine sürüklüyor. Ne zaman bitirdiğinizi anlamıyorsunuz bile... İlk sayfadan son sayfaya kadar içtenlikle imtiyazlı işlenmiş bir olay örgüsünün içinde buluyorsunuz kendinizi...Duygusal, matem dolu bir aşk romanıydı...Yazar bu kadar güzel bir ilhama,üsturuplu bir yapıya sahipken bir tane kitabı var;devamını neden getirmemiş anlayamadım...

Tanıtım Bülteninden

Bazen kader, hayatımızdaki kişilerle sınar bizi.
Ki hayaller bu sınavı geçmek için yeterli değildir...

1929 yılında Glasgow'da yaşayan genç, güzel Beattie'nin büyük hayalleri vardır, ta ki evli sevgilisi Henry'den hamile kalana kadar... Çocuğunu evlatlık vermek üzere dünyaya getirmeden hemen önce Henry karısını terk edip Beattie ile birlikte Londra'ya kaçmaya karar verir. Orada kendilerine yeni bir hayat kuracaklardır. 

Tam seksen sene sonra kader, Beattie'nin torunu Emma'ya oyununu oynayacaktır. Ünlü bir balerin olan Emma, geçirdiği sakatlık nedeniyle kariyerinden vazgeçerek aile bağlarının olduğu Avustralya'ya dönmek zorunda kalır. Büyükannesinden ona kalan çiftliğe vardığında, tek amacı oradaki eşyaları düzenlemektir. Ancak dört bir tarafı sararmış fotoğraflar ve eski mektuplarla çevrili olan Emma, geçmişin tozlu sayfalarında kalan bir aile sırrını çözmeye çalışırken bulur kendini. Emma attığı her adımda büyükannesiyle kaderlerinin nasıl da bir örüldüğünü keşfedecektir. 

Kır Çiçeği Tepesi, yalnızca iki kadının hikâyesini barındıran yürek burkan bir roman değil, ayrıca insanın elindeki gücü ve bu gücü keşfettiğinde neler yapabileceğini ortaya koyan bir başyapıt.

"Romanın gücü, Freeman'ın oluşturduğu karakterlerin yanı sıra aşk, nefret ve utancı nasıl işlediğine de dayanıyor. Hem Beattie hem Emma kendilerini yeni bir hayata başlarken buluyor. Okuyucuları kâh neşelendiren kâh üzen de bu kadınların hikâyesidir."
Publishers Weekly
536 syf.
·
Bazen kader, hayatımızdaki kişilerle sınar bizi.
Ki hayaller bu sınavı geçmek için yeterli değildir...

Nefret ,utanç ,aile sırları ve imkansız bir aşkın anlatıldığı #kirçiçeğitepesi nde Beattie ve torunu Emma 'nın kaderlerinin nasıl da bir örüldüğüne şahit olacaksınız.
Bazı sayfalarda gülecek bazı sayfalarda gözyaşlarınızı tutamayacaksınız.
Son sahne çok merak uyandırıcıydi devamı olsaydı keşke..

Tavsiye ediyorum tabiki..
Sevgiyle kalın

Yazarın biyografisi

Adı:
Kimberley Freeman
Tam adı:
Kim Wilkins
Unvan:
Avustralyalı Yazar
Doğum:
Londra, Birleşik Krallık 22 Aralık 1970
Londra’da doğmuştur ve o üç yaşındayken ailesi Avustralya’ya taşınmıştır. Şu an yaşamakta olduğu Queensland’de büyümüştür. Asıl ismi Kim Wilkins olan yazar, çocuk ve tarihi kurgu kitapları da yazmıştır. Kimberley Freeman adını ise yazmakta olduğu kadın edebiyatı kitaplarında büyükannesini onurlandırmak için kullanmaktadır.


http://www.kimberleyfreeman.com

Yazar istatistikleri

  • 357 okur beğendi.
  • 4.644 okur okudu.
  • 95 okur okuyor.
  • 1.665 okur okuyacak.
  • 36 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları